Öğleden sonra inebildim atölyeye, biraz boyama, biraz yapıştırma işlerine devam... Derkeeen saat üçte, herzamanki gibi yukarıdan bir ses, "Baaanuuuu.... Hadi çay hazır" ve cevap "tamam anneeee, geliyoruuum" tabii ki :)
Atölyeden çıkarken tezgahın durumu şöyle...
Ha haaaa.... Herşey ters duruyor değil miii :)) E tabi, altları boyandı...
Ne diyorduk, çaydan sonra bahçe sulamaya çıktım, bodrumun oradaki musluklu su bidonumu doldururken (atölyemde çeşmem yok ta) bir de baktım bodrum girişinde yerde su var, yerden yerden ince ince gidiyor, takip ettim, amanın, kesin aşağı depoya giden boru patlamış :(
Hemen telefon;
"Aliii... Depoya giden boru patladı herhalde, bodrumu su basıyor, yetiiiş"
Ali bizim sıhhi tesistçı, böyle panik ve abartılı konuşmazsam hemen gelmez ki :)) Geldi, bodruma baktı,
"Eh ablaaa, neredeyse eve çıkacakmış su seviyesi" .... He he heeeee....
Ana vananın oradan başladı açmaya, bir patlak bulduk, "buradandır" dedi!
"eh hazır açmışken şu ana vanayı duvara alalım "dedim, "olur"dedi,
"gelmişken deponun vanalarını da değiştirsen" dedim, "olur" dedi,
"bak bu deponun bağlantısını da unuttun yapmayı, onu da yapsan" dedim, "olur" dedi.
Yarın öğleden sonra malzemeleri alıp gelecek iki gibi .. (inşallah)
Ben de sabahtan hastaneye gideceğim, benim de orta sağ bölgede arıza çıktı, tutukluk yapıyor, contalar eskidi herhalde, eklem yerleri gıcırdıyor :) İnşallah fazla sorun çıkarmaz...
Yani diyeceğim şu ki, atölyedeki işler yarın da bitmez, daha merak edin anacım :))