11 Eylül 2011 Pazar

Kedili Dekorasyon ...Ve benden haberler :)

Şu yaramaz kedilere bakar mısınız :))


Yapmalıyım diye eklemeliyim tabii :))

Dün Atölyede yeni işlere de başladım,
ne ciddi çalışıyorum değil mi, gören ince işler yapıyorum zanneder :))
Ama bugün temizlik yaptık, sobayı temizlememiştim, onu temizledim, yavaştan kış moduna doğru gidiyoruz ya, örtüler değişti, halılar çoğaltıldı, yastık yüzleri değişti, perdeler değişti, süpür, sil, toz al, dekore et... e sonra bıcı bıcı yap, bir yana seril... Şu anda makina da çamaşır yıkanıyor, bu demektir ki yarın ve öbürgün ütü bayramı var :))





10 Eylül 2011 Cumartesi

Yılbaşına Çok Var Ama ....

Ben şimdiden birkaç cici hazırladım, yeni yıla yeni birşeylerle girelim, değil mi ama :))

Kuruyemiş yılbaşı gecesinin vazgeçilmezidir, şöyle pırıltılı pırıltılı yeni bir kuruyemiş takımı olsun dedim....

Duvara, kapıya pırıl pırıl süslü tabaklar asayım dedim....


Bunları yaparken birkaç detay belirteyim, sonra hani yapım aşamaları denmesin dedim :)
1.. Tabağın arkasına çerçeve askılarından bulup minik çivilerle çaktım...
2.. Herzamanki gibi bütün tabakları önce beyaza boyayıp peçetelerini yapıştırdım...
3.. Sonra kenarlarını boyadım, kurumaları için birşeylerin üzerine ters çevirip koydum, ortaları peçete ya, kurumuştu...
4.. Büyük zımba ve silikon tabancam en büyük yardımcım, kurdele ve ponponlar silikonla yapıştırıldı, tabaklar kurdeleye zımbalandı...

Bugün bir ara da iki kare yoğurt kabını yapışkanlı kağıt ile kaplayıp kenarlarına ponpon süsler yapıştırdım, hediye kutusu olabilir :)
Atölyede yarımamullerim var, bakalım ne zaman tamamlanacak...

Bodruma bütün eski ve kullanılmayanları indirmiştik, benim, annemin, abimin evinden gelenler yetmiyormuş gibi, arkadaşlarımdan da geliyor... E bunlar böyle süslenip süslenip çıktıkça ev ne hale dönüşüyor, adını siz koyun artık :))


9 Eylül 2011 Cuma

Birşey Daha Bitirdim :)

Bugüne birşey bitirmem gerekiyordu, çünkü dünkü yorumlar arasında merak edenler çoğunluktaydı, hatta kızan bile vardı :))

Sabahtan pazara indim, çarşıyı dolaşıp geldim, öğlen oldu...
Yemekten sonra pazardan aldıklarımı yerleştirdim, sonra dün topladığım fasulyelerin annemden kalan kısmını ayıkladım, iç fasulyeleri torbalayıp kaldırdım, annem kısır istemişti, malzemelerini hazırlayıp attım kendimi atölyeye...

Kuruyanlardan takım yapacaklarımı alıp çıktım, montajdı süslemeydi derken işte böyle birşey oldu :)
Arka verandada yerini aldı....

Yarın kuruyanlardan bir, belki de iki takım daha gösteririm :)




8 Eylül 2011 Perşembe

Notluklar... Çok Ciciiiii :)

Veruska'nın notluklarına bayıldım, baksanıza çok şekerler ama değil miiiii :)


Atölyedekiler son makyajlarını yaptılar ama makyajları kurumadığından süslenip piyasaya çıkamadılar :)


7 Eylül 2011 Çarşamba

Birşey yapmadan olmuyor kiiii ....

Dün Ali işini bitirdi gitti, annem de sabah erkenden oraları süpürmüş sağolsun... Ama kardeşim, bu borular çok gözüne batıyor insanın değil miii :(
Daha fazla köşeye alamadılar, çünkü ıhlamurun kökleri var; daha alçak istemedim, çünkü kar 1metreyi geçiyor biliyorsunuz, e bu da ana vana yani, ulaşılabilecek gibi olsun...
Şimdi hem bunu izole etmek lazım, kışın donmasın diye, hem de süslemek lazım değil mi...
Birara ucuzluktan boru izolasyonu için o özel köpüklerden almıştım, lazım olur diye, oldu işte. Önce borulara onları geçirdim, biraz açıklık kaldı, oralara da strafor tabaklardan ince parçalar kesip ekledim, sonra bir örtü kenarının makinada çekilmiş kıvrımlarını kesip saklamıştım, onlarla sardım, sonra çit teli almıştım, yerdeki kanalların üzerini örtmek, hem de sepet yapmak için, sepeti sonraya bıraktım, boruların etrafına geçirip, arkadaki sarmaşık gülünün iki dalını üzerine sardım, seneye çoğalırlar, örterler, artmış olan kayrak taşlarını da dizdim, oldu bişiler işte, nasıl olmuş:)

Öğleden sonra atölyeye indim, son boya ve vernik işlerini yaptım ve iki parçayı gün yüzüne çıkardım :))
Ocakbaşında yerlerini aldılar....
Son olarak bir pratik fikir daha size... Tembellik pratiklik yaratır :))



6 Eylül 2011 Salı

Haberler ....





Efendiiim, sabahtan hastaneye gittim, rontgen, muayene filan, sonuç malum.... 55 senelik iskeletin orta yeri artık yavaşla diyormuş :))
Yani, siyatiksel ağrı, ama siyatik değil, fazla zorlamışım, e tabi, artık kaporta eskidi, ağır kaldırmıyor:))
Neyse, ilaç verdi, "bir tertip kullan, ağır kaldırma, fazla eğilip kalkma" dedi, içimden bir ses "...başka" dedi :))
Dıştan kibarca bir ses "Tamam" dedi....


Gelelim bizim Ali'ye... Ali saat 2 ye 10 kala aradı "geldin mi" diye...Ve 2 yi 10 geçe kendisi teşrif etti :)

Bir güzel çalıştı, kırıp döktüklerini toprladı, düzenledi ve gitti... İşte Ali ve yardımcısı Enes... Yüzü dönük olan Ali :)



5 Eylül 2011 Pazartesi

Atölyeden Haberler...

Öğleden sonra inebildim atölyeye, biraz boyama, biraz yapıştırma işlerine devam... Derkeeen saat üçte, herzamanki gibi yukarıdan bir ses, "Baaanuuuu.... Hadi çay hazır" ve cevap "tamam anneeee, geliyoruuum" tabii ki :)
Atölyeden çıkarken tezgahın durumu şöyle...
Ha haaaa.... Herşey ters duruyor değil miii :))  E tabi, altları boyandı...

Ne diyorduk, çaydan sonra bahçe sulamaya çıktım, bodrumun oradaki musluklu su bidonumu doldururken (atölyemde çeşmem yok ta) bir de baktım bodrum girişinde yerde su var, yerden yerden ince ince gidiyor, takip ettim, amanın, kesin aşağı depoya giden boru patlamış :(

Hemen telefon;
"Aliii... Depoya giden boru patladı herhalde, bodrumu su basıyor, yetiiiş"
Ali bizim sıhhi tesistçı, böyle panik ve abartılı konuşmazsam hemen gelmez ki :)) Geldi, bodruma baktı,
"Eh ablaaa, neredeyse eve çıkacakmış su seviyesi" .... He he heeeee....

Ana vananın oradan başladı açmaya, bir patlak bulduk, "buradandır" dedi!
"eh hazır açmışken şu ana vanayı duvara alalım "dedim, "olur"dedi,
"gelmişken deponun vanalarını da değiştirsen" dedim, "olur" dedi,
"bak bu deponun bağlantısını da unuttun yapmayı, onu da yapsan" dedim, "olur" dedi.
Yarın öğleden sonra malzemeleri alıp gelecek iki gibi .. (inşallah)

Ben de sabahtan hastaneye gideceğim, benim de orta sağ bölgede arıza çıktı, tutukluk yapıyor, contalar eskidi herhalde, eklem yerleri gıcırdıyor :) İnşallah fazla sorun çıkarmaz...

Yani diyeceğim şu ki, atölyedeki işler yarın da bitmez, daha merak edin anacım :))