12 Eylül 2015 Cumartesi

Cumartesi Notları....

Gene öksürüyorum... (kemoterapi yan etkilerinden biri, akciğerde zatüre gibi etki yapıyor)
Orman meyvelerinden oluşmuş çay demledim kendime, iyi geliyor :)
Birkaç parça çamaşır yıkadım,
yattım, kalktım,
yemek yaptım,
yattım....
Bir gümbürtü... kapılar çarpmış, arka tarafı kapadım, öne geçtim, amanııın, deniz nasıl da kabarmııış, gök gümbür gümbür, Bıdıkcık korkar gök gürültüsünden, ama artık altına girebileceği yataklar yok, bazalar var, dört dönüyor :(
Derken bir boşaldı yağmur, anamla oturup seyrettik :)

Sonra...
Biraz elişi, internet.
İnternette değişik balkon dekorasyonu var mı diye şöyle bir baktım, ama hep sedirli dekorlar, benim ki gibiii :))
Biraz daha renklendirmem gerekiyor benim balkonu...

 Bu da çok güzel bir fikir, arka balkonlar için ideal değil mi :)
 Bu sandalye ve masa tipi çok hoşuma gidiyor ama çok pahalı bunlar :(
 Olsun... Hayal kurmaya devam :)





11 Eylül 2015 Cuma

Unutkanlık... Dalgınlık... Hepsi mevcut :))

Hamarat hanımlar gibi sabahtan yemeğimi ocağa koydum. Mercimek pişiriyorum :)
Temizlik işi kaldı maalesef, çılgın Nurcan hanım Trabzon'daymış, hatun geziyor maaşallah, akşam aramasam haberim de olmayacaktı :(

Sonra çıktım balkona, yayıldığım masaya geçip yaldız kelebeklerimi oymaya başladım.
 
Kelebeklerin ne olacağını azıcık merak edin :))
Arada yemeğime bakıyorum... Neyseki çabuk pişti, altını kapattım, oyma işime devam ediyorum.
Komşulardan biri kurabiye pişiriyor galiba, pek te güzel koktu, canım mı çekti ne...
Aaaa... yaktı galiba kurabiyeleri, yanık yanık kokmaya başladı.
Derkeeen... Gözüm ocağa ilişti oturduğum yerden... Ocağın altı yanıyoooor... Yanan benim mercimek yemeğiiiim :)))))
Alışamadım daha bu yeni ocağa, en kısığına alınca, söndürürken iki kademede çevirmek gerekiyor, gene tek çevirmişim, halbuki kazaya uğramasın diye pişen yemeği ocağın o gözünden alıyordum, dalgınlık-unutkanlık işte :)
Neyse sadece dibi epeyce tutmuş, üstten aldım başka kaba, lezzet güzel yani :)





Bu arada,okuduğum kitapları salondaki kitaplığa yerleştirirken, bir tanesini paylaşmayı unuttuğumun farkına vardım. Sinan Akyüz'den, "Aşk Başka Evde" evlilik-metresler... İlginç bir inceleme olmuş, beğendim :)
Veee... Az önce bakın balkona kim geldiiii :)
Ve ninesinin peşinden kim geldi... Hatta gözü ninesinde :)
İşte günler böööyle geçiyor, çok şükür yavaşta olsa ikimizde daha iyiye doğru gidiyoruz :)




10 Eylül 2015 Perşembe

Yapılacak İş Elbet Bulunur :))

Bilirsiniz mutfakla aram pek iyi değildir... Yemek yapmayı elbette bilirim de, o kadar düşkün değilim yani mutfak işlerine. Solmaz hanım rahatsızlanınca yemek işleri bana kaldı haliyle :)
Günlerdir aklımda dondurucudaki kıymayı kavurmak, yemeklik soğan stoklamak vardı. İkisi de el altında olunca kolaylık oluyor. Dün gece kendime emri vaki yaptım ve hem kıymayı, hem de dondurucudaki karnıyarıklık kızartılmış patlıcanları çıkarttım buzdolabına :)
Sabah kahvaltı servisinden sonra mecbur giriştim işlere, soğanları rondodan geçirip stokladım, kıymayı kavurdum soğanla, dondurucuya attım, veee ayırdığım kavrulmuş kıymaya rondodan geçirdiğim yeşil biberleri ve minik minik kıydığım domatesleri katıp karnıyarık içini hazırladım. Şu manzaraya bakın, hele kokusu....
Azıcık kendime de ayırdım, ekmeği bandıra bandıra yemelik :) Küçüklüğümden beri en sevdiğim şey bu işte :))
Ama bunların da görüntüsü çok güzel ve gel beni işle diyorlar değil mi:))
Bugün dürteliyemedim kasnağımı...
Çünküü Solmaz hanıma banyo yaptırdım :)
Pek bi rahatladı anacım:) Tabi böyle küvete sokmadım, çok zayıf ve güçsüz canımcım, küvet dışında sandalyede bıcı bıcı yaptık :))
E sonra yemek hazırla, biraz uzanıp dinlen, çamaşır yıka as... derken... kasnak dürteleme işi kaldı, onun yerine klavye dürteliyorum işte :))

Yarın temizlik günümüz, çılgın Nurcan gelecek :))
Bize şimdiden kolay gelsiiin :)




9 Eylül 2015 Çarşamba

Gene Kaçaklardayım :)

Sabah Hayat aradı "Napıyosun" diye...
Napıyosun dediyse, hadi sahile çay-kahveye demektir :)
Anacığımın  gönlünü yapıp kaçtım gene öğlene kadar :)

Sahil esintili, martılar çoğalmakta... içim açılmakta :)
 Hayat ile sohbet-dertleşmek güzel...
Arasıra kaçamak yaptığım tatlılardan... Kazandibi-dondurma güzeeel...
Gülünce biz de güzeliiiz :)
Dönüşte ilk gördüğüm kuaföre girdim ve şu artık şekli iyice kaçmış saçlarımı kestiriverdim, bir dahaki resimde görürsünüz :))
Sonra koştur koştur eve (arabayla nasıl koşturuluyorsa :))))
Ana acıkmış iyice, yarım saatte patates kızarır, tavuk kebap hazırlanır, afiyetle yenir :)

Sonrası öğlen işkencesi sırasında bir kitap daha bitirilir, yenisi seçilir ...
Sevdim... Bir tesadüf... Bir büyük yalan... Ve Aşşşşk... :)

Not : Yorumlara cevap yazamıyorum (mutlak cevap gerekenler dışında) parmak uçlarım gerçekten sızlıyor çok tuşlayınca, kusura bakmayın ama beni yorumsuz da bırakmayın olur mu :)




8 Eylül 2015 Salı

Grinin Tonlarında .... :(

Ruhum grilendi ... :(
Tıpkı gökyüzü gibi...
Görünmez bir şemsiye gözyaşlarımı tutuyor düşmesin diye yanaklarımdan...
Gökyüzü ağlıyor, gözyaşları heryeri ıslatıyor....
Yollar mı gidiyor, arabalar mı gidiyor biryerlere hiç durmadan bilemedim...
Birşeylerden ürkmüş gibi kendilerine sığınmış güvercinler...
Kendi iç dünyama döndüm bir yanımda kahvem, bir yanımda bir ekrandan baktığım dünyam...
Bugün de günlerden grinin bir tonu.... :(




7 Eylül 2015 Pazartesi

Bu Böyle Olmaz dedim, veee......

Sabahtan Gölcük'te Nüfus İdaresinde yeni adres kayıt işlemimi hallettim, Allah işimi rast getirdi çok şükür, görevli memure hanım beni dolaştırmaya kıyamadı ve seçim kurulu işlemimi de halletti sağolsun :)

Dönüşte Migrosa uğradım, az şey alayım dedim ama iki torbayı birden arabadan indirmek bile öyle zor oldu ki :(
Tam apartmanın merdivenlerine gelmiştim ki, birisi seslendi; "geldim geldim, bekleyin" :)
Meğer karşı apartmandan komşuymuş, "balkondan gördüm, anca yetiştim" dedi :)
Sağolsun asansöre kadar getirdi torbalarımı, kısa tanışma faslını geçtik, kahveye davet ettim, daha sonra dedi :)
Hala iyi insanlar var ve çok şükür Rabbim beni hep onlarla karşılaştırıyor :)

Eh... Yorgun geldim tabii... Öğlen yemeğini hazırladım, yedik, mutfağı toparladım ve herzamanki gibi yatak odama çekildim, malum işkencemi yaptım :)

Sonrasında biraz bilgisayara bakarkeeen....

Yok dedim... Ben 6 ay üretmeden böyle yatamam dedim...
Kalktım, girdim hobi odama, taşınmadan bir ay kadar önce başladığım mini panolarımı, iplik-iğne-makasımı toparladım, yayıldım balkon masama...
Başladım valla :))
Arada bir körfeze göz atıp,
 
yanımdaki enerji tanelerinden atıştıraraktan,

iğne arada bir elimden düşerekten filan ama, oh beee... işleyebiliyoruum :)

Çok sevindirik olduuum:))
Amaaaa... Beşi birden bitmeden göstermeeeem :))))



6 Eylül 2015 Pazar

Biraz Özet Geçeyim miii :))


Artık ben de ne zaman ne yaptığımı karıştırmaya başladım...
Sanki zaman çok hızlı akmaya başladı, ben yetişemiyorum... Bazı şeyleri düşündüğümde de sanki çok zaman geçmiş gibi geliyor, ama dikkatlice düşündüğümde hiç te uzun bir zaman geçmemiş olduğunu hesaplıyor ve şaşırıyorum :)

Dağdaki yaşamım...
Son sene haricinde düşündüğümde ne kadarda güzel ve doyurucuydu benim için.
Ama hayatın insanlara neler getireceği hiç belli olmuyor işte.
Yok yoook... Şikayetçi değilim. Rabbim böyle yazdıysa vardır elbet bir sebebi, ben bununla da yaşamaya devam ediyorum, çünkü yaşamayı seviyorum :)

Geçen sene kasım ayında nüksetmişti hatırlarsanız tümörüm. İlk kemoterapi haricinde, sonraki 3 tanesi iyi gitmişti, sonra 33 tane ışın, haftada bir kemo ya geçmiştik. Yarısına kadar iyi gidiyordum da, o ara bir grip olmuştum ya, hatta anacığıma da bulaştırmıştım. İşte o günden sonra ikimiz de adam olamadık :))

Kışın o zorlu günlerinde tedaviye nasıl zorluklarla gittiğimi anlatmıştım, işte o zamanlar kafaya koymuştum oradan taşınmayı. Hatta bir sır vereyim mi :)) Hastalığım tekrarlamasaydı da gene şöyle Ege taraflarına bir sahil kasabasına gitmenin de hayalini kuruyordum :)) Sıkıntılı hatunum ben yaa, seviyorum yeniden yeniden başlamayı :)

Yata kalka o evi nasıl toparlamışım (tabi çook şeyi bıraktık aslında) ben şaşıyorum hala, tabi arada oğluşlar geldi, arkadaşım Sevil-Nazif abi geldi yardıma. Rabbim işimizi rast getirdi, 15 gün içinde evi sattık, kendimize ev bulduk, tadilat filan, 19 haziranda Değirmendereye taşındııık :)
Gene yata kalka ev yerleştirdim, yardıma da Sevil-Nazif abi geldi birgün, birgün büyük oğluş geldi, birgün Gülsüm-Keskin geldi...sonrası Nurcan sayesinde....
Nurcan... 15 günde bir bana yardıma gelen deli dolu fındık kurdu hatun :)) Beni başka türlüsü bulmaz zaten :))

13 temmuzda yapılan kontrolümde tümörüm 4.8cm.den 2.4cm e inmiş, ben burun kıvırdım, doktorum
sevindi :)) Ameliyat şansım doğmuştu ama tümörüm önceki ameliyat (lobektomi) kesiğine yapışık olduğundan konsey izin vermedi :(
Tedavi edici kemoterapim bitti, büyümeyi önleyici kemoterapi alıyorum şimdi 21 günde bir.
Kemoların etkisi daha devam edermiş, o nedenle 13 Ekim de yapılacak taramayı bekleyeceğiz artık. Zaten aldım bunu da yaşantıma, geçinip gidiyoruz işte birlikte. Ama şu ayaklarımdaki ve ellerimdeki uyuşukluklar-hassaslıklar geçerse daha da sevineceğim çünkü elişlerimi çook özledim. Hep kitap hep kitap olmuyor, onun yeri başkaaa :(


Şimdi şu TENS aletiyle günde 3 kez işkence yapıp E vitamini ve Folik asit almaya devam, inşallah iyi gelecek, nörologum Hakan bey test yaptı, kalıcı hasar görünmüyor, 6 aya kadar geçer dedi...


İyi de; bu arada anacım iyice zayıfladı, güçten düştü, Kaanla beraber
doktora götürdük, sonra Bursa da bir hastanede yattı 4-5 gün, doktorlar verem olabilir, inşallah veremdir, zatüree veya kanser türü olabilir, onların çaresi yok dediler, sonunda verem çıktı... Doktorlar sevindi ama, hastane yok doğru dürüst, tek Süreyyapaşa, orada bir gece zor kaldı, rezaletmiş, pis, bakımsız, biz evde birlikte mutluyuz böyle :)
Tedavisi kolay görünüyor ama anacım 45 kilodan 29 kiloya düşmüştü, zaten midenin büyük kısmı alınmıştı yıllar önce, anemi var, ilaçlar ağır gelir, yemek fazla yiyemez, sıcak bir yandan...İdare ediyoruz...

Haaa... Bıdık mııı... Onun keyfi hiiç bozulmadı. Adam sanki yıllardır apartmanda yaşıyormuş gibi daha ilk gelişimizde doğru asansöre girdi, hiç şaşırmadı, eve girip bütün odaları koşarak dolaştı, hiiiç yadırgamadı... Yani onun keyfi yerinde, yeter ki ben de ninesi de evde olalım :))




Değirmendereyi seviyorum, sayfiye yeri gibi, sahil, gazinolar, lokantalar, çay bahçeleri, hele hele salı pazarı, bir de cumartesi pazarı var ama daha gitmedim :)
Arada bir Hayat ile kahve içmeye kaçıyoruz sahile :)

 Havalar serinleyince bu gemi ile körfez turuna katılacağız Hayatla beraber :)

Martılar yokoldu, tek tük var. Nedenini bilemedim ben, bilen var mı ?

İşte böyleeee...


Bu arada bitirdiğim kitaplar.... Elimdeki zaten yan tarafta görünüyor.

İki kitabı da sevdim. Artık konusunu yazmıyorum, idefix veya hepsi burada.com da var çünkü :)


Veee... Değirmendere kırkyama şenliğinden kareler size :)
Arkadaşlarımı görmek öyle iyi geldi ki :)




İşte bugün de akşam olduuuu...
Bugünlük te bu kadar :)