5 Ekim 2013 Cumartesi

4 Ekim 2013 Cuma

Neden kiii...

Bakıyorum da yabancı sitelere, sonbahar gelince bir kutlamadır başlıyor sanki...
Evlerde sonbahar dekorları...
Kapı önlerinde sonbahar..
 
Kapı süsleri sonbahar,
 Sonbahar dekor aksesuarlarında malzemeler  doğadan
Sofralarda sonbahar,
Elişleri bile sonbahar temalı..
kartpostallar gönderiyorlar birbirlerine iyi dileklerini sunan...
Her mevsim dönümünde bu güzellikler çıkıyor karşıma... Kıskanıyorum yaaa...
Peki biz ne yapıyoruz ?
Kendim için konuşursam... Temizlik, mevsimsel yaşam hazırlıkları... !!!
Sanki onlar yapmıyorlar mı bunları... Yapıyorlar tabii, ama araya koydukları bu güzel adetler tüm o hazırlıkları eğlenceli hale getiriyor bence... Öyle değil mi ?
Şimdi uygulasam şunlardan diyorum... üşeniyorum... demek ki kabahat bende :((


3 Ekim 2013 Perşembe

Eğer...

Eğer, dışarıda soğuk, pencerelerde içerinin sıcaklığının buğusu varsa ...
 
Eğer, yorgun düşmüş bedenini çağıran sıcacık bir yatak varsa ...
Bırak kendini çağrılara, kaybol satırların arasında ....
Değil mi ama .... :))


2 Ekim 2013 Çarşamba

Bu Havada Ne Yapılır...

Böyle bir havada yapılacak en güzel şey battaniyeyi üzerine çekeceksin, elinde bir kitap, yanında sıcacık bir çay... Değil mi ...
Yok... Bize uymadı işte... :(

"Perşembe gününden itibaren Balkanlardan gelen soğuuuuk hava nedeniyle Marmaranın yüksek yerlerine kar yağacak" denilince anne sultanın etekleri tutuştu...
- Ben sana demedim mi şu sobayı temizle, kur, hazır olsun, havalar belli olmaz....
vıdı vıdı vıdı...
Dün geceden başladım hazırlığa el mahkum...
Soba kurmadan önce hobi malzemelerimin bazı raflarını boşaltmam lazım, onu oraya bunu buraya çekmem lazım... Yaptık tabii :)
Bugün de sobayı kurduk tabii :))
 Odun-tahta sandıklarını da temizleyip getirdim...
 Akmalara karşı matruşkalı kutularımı da astım ...
 Netice... Böyledir hobi odamın, oturma bölümünden görünümü :)
Eh... Buyur artık kar, kış... Biz hazırııız :))))
Artık bi çayı hakettim değil miii :)




1 Ekim 2013 Salı

Yemek te Yaparım Tamir de... :))))

Şarjlı el süpürgesi zorlanmaya başlamıştı da...
Söküp temizleyiverdim :)
Şimdi zorlanmıyor ama sanırım bataryaları kullanımdan çıkmak üzere, eee yani 12 senelik oldu :))
Dün yapmaya fırsat bulamadığım İrmik Pastasını da yaptım...
Küçük oğluşla anacım pek sever bunu... Artık oğluşum askerde olduğundan onun yerine ben yiyeceğim :))
Kolaydır ya bunu yapmak, daha önce paylaşmıştım galiba tarifini ama gene paylaşayım...
1 lt.süt
7 çorba kaşığı irmik
10 çorba kaşığı toz şeker

 Arasına ve üstüne tarçınla birlikte rondodan geçmiş ceviz :)

İyice koyulaşana kadar pişirilir, ıslatılmış borcama önce yarısı dökülüp ceviz serpilir, sonra diğer yarısı boşaltılıp üstüne kalan ceviz serpilir :)

İşte böyleeee... Yemek te yaparım tamir deee :))





30 Eylül 2013 Pazartesi

Biten Kitabın Ardından...

Her bitirdiğim kitabın ardından üzerinde düşünürüm, ben de iz bıraktı mı... neler kaldı bende diye...
Jojo Moyes'in bu kitabı sanıyorum çoğumuzda iz bıraktı...
İnsan hayatının hiçbir anının ne olacağını bilmediğini, yürekten sevmenin ne olduğunu, kendi hayallerinin yanısıra başkalarının hayallerini gerçekleştirmesine yardımcı olmanın güzelliğini.... daha birçok manevi duygunun yanısıra insanın yaşamı hakkında vereceği kararların yalnız ve yalnız kendisine ait olması gerektiği vurgulanmış...
İşte buna tüm kalbimle katılıyorum... Çünkü benim yaşadıklarım karşısında hissettiklerimi benden iyi kimse bilemez...

Ve yeni başladığım kitap...
Biraz konular çakıştı gibi... Aslında aynı konularda ardarda kitap okumam, ama arkasına hiç bakmadan çekip aldım kitaplığımdan ve önsözünü okuyunca bırakmak istemedim...
Bir şizofrenin hayatı...
Gerçek bir roman, şizofreni hastası olan ve bu hastalıkla yaşamını devam ettirmek zorundaki Lori'nin hayatı...
İlginç olduğu kanısındayım, biraz olsun bu hastalıkla yaşamaya mahkum olanları anlamamıza yardımcı olur, değil mi :)

Bu arada... Mutfaktan çıktım sayılırdı, ama sabah erken saatte annem "kalk kalk, mutfağı su basmış" demez mi :(
Soğuk su musluğunun bağlantı yerinden lehimi atmış :(
Vanasını kapayıp yattım, naapim saat daha 5 yani...
Sonradan aşağıya inip yeni bir hortum, hatta yedeği de olsun diye iki hortum aldım, gelirken Sevil'e uğrayıp kahvemi içtim, geldim boruyu yaptım, etrafı temizleyip öğlen yemeğini hazırladım...
Sonra... sonra ütüleri bitirdim... :))
Şimdi de anne sultanın istediği irmik pastasını yapmaya gene mutfağa gidiyorum :))


29 Eylül 2013 Pazar

Yeter Artık... Çıkiiim Şu Mutfaktan Yaaa...

Bu kadar çok mutfak çalışması bozacak beni anacım yaaa :))
Neyyyse...
Dün demiştim ya... Kalan lahana yarın değerlenecek diye, dolma sarılacak gibi olanları ayırdıktan sonra kalan lahanayı doğradım.
Buncağızları önce sıcak suda biraz beklettim, sonra attım soğuk suya... (grip olmazlarsa iyi :))))
Suları süzüldükten sonra koydum poşetlere porsiyonluk porsiyonluk... Zeytinyağlı pilav, dolma, kapuska çeşitlerimiz için...
Sonra pipetle hüüüüp vakumladım...
Attım dondurucuyaaa...

Hani diyenler oluyor ya... Kış sebzelerini de niye dondurucuya atıyorsun diye... Bilmeyenler için diyeyim...
Ben dağın başında yaşıyorum, öyle ha dedin mi çarşıya pazara inemiyorum, hele kar yağınca araba bahçeden bile çıkamıyor, hem sık sık şehire inmeyi de sevmiyorum, elimizin altında herşey oldukça, sağlığımız da yerindeyse, değmeyin keyfimizeee :))

Benim huyumdur... Herhangi bir işe bir fikirle başlarım, ama yaparken o fikir değişir ve sonunda bambaşka birşey çıkar ortaya...
İşte pazara indiğimde aklımda karışık turşu yapmak vardı ve araya katmak için kelek almıştım...
İşe başladığımda o karışık turşu doğrama turşuya dönünce kelekler kaldı mı ortada :))
E verecek komşu da yok, naapiim..
Bugün kelek turşusu kurdum... Sevgili Nilgün tarif vermişti ama malzeme yok ki, biber filan ekleyemedim, sade kelek oldu, inşallah bu da tutar :))
Bu arada bilmeyenler için bir pratik fikir... Turşu kurduğumda taneler suyun dışına çıkmasın diye en üste bir buzdolabı poşeti koyup içini suyla dolduruyorum ağırlık olarak :))
Şimdilik bitti mutfak işim, hobilere dönecek miyim... yoook, tam yanımda bir sepet dolusu ütü bana bakıyor :))