11 Mayıs 2014 Pazar

Günlerden Birgündür Bugün de ...

Öyle çabuk geçiyor ki günler, artık adlarını söylemekten vazgeçtim ben :)

Şöyle bir dışarı çıktım, hava biraz izin verdi neyse ki ...



Henüz bahçe keyiflerine başlayamadık, yağışlardan dolayı daha temizlik ve yerleşim bile yapamadım ...
İnşallah hafta başından  itibaren açacakmış hava... :)





Bir adet Tess Gerritsen daha okudum bu arada... Sırasını biraz şaşmışım ya, neyse :))
Bu seriden Cerrah'ı önce okumuştum, sonra bu kitabı okumam gerekirken Günahkar 'ı okumuşum :))
Eh... Bu kadar gerildikten sonra rahatlamak gerek, elime Kristin Hannah'ın Ateşböceği Yolu'nu aldım, tam başladım ki abimler geldi... Artık gece başlarım :)



Benim için hergün anneler günü olduğu için böyle bir kutlama yapmıyorum, diğer özel günleri de sevmiyorum, hani babalar günü, sevgililer günü, hatta yeni çıkan nineler günü, teyzeler günü.... Doğum günleri, evlilik yıldönümleri kabul, ama diğerleri.... Senede bir güne sığdırılamayacak, sığdırılmaması gereken ilişkiler bence bunlar...


9 Mayıs 2014 Cuma

Bugünkü Dersimiz : Tuzluktan Kürdanlık Yapımı :))

Böyle şipşirin bir tuzluk görünce ve de pek bi hesaplı olunca almadan duramam...

Çok şeker değil miiiii :))
Gel gör ki tuzluk takımım var da, kürdanlığım yokmuş ..
O zaman bu tuzluğu elimize alırız...
Havyamızı ısıtır, bu delikleri birleştirip kocaman bir delik yaparız...
Kenarlarını eğe ile düzeltip fotoğrafını çekmeyi unuturuz :))
İçine kürdanları koyup kullanıma sunarız :)
E... Oldu işteee :)))))


8 Mayıs 2014 Perşembe

Bundan Herşey Olabilir kiiii :))

Geçenlerde Sevil'in eline böyle küçük bir kasacık geçmiş ve "Banu bundan bişey yapar" diyerek taaa Bursa'dan buraya taşımış :))
Neredeyse elim kadar birşey :))
Ne yapılır demeyiiin, çook şey yapılır bundan aslında :)
Benim aklıma ilk gelen....
Neydi...
Aslında çoğunuzun tahmin etmesi lazım :)
Hani birara "kuluçkaya yatmış tavuk" resmi arıyordum...
Niye arıyordum ben onu ?
İşte bunun içiiin :))
Kendilerine oluklu mukavva kabartması yapılmıştır :))))
Yumurtaları bile başka baksanıza benim tavuğumun :))))




7 Mayıs 2014 Çarşamba

Battaniyesi Hazır Ama...

Ama...
Torun torba yok henüz ortada :)

Hani deneme diye başlamıştım ya... Bebek battaniyesi olarak bitti gördüğünüz gibi :)
Aslında çoktaaan bitti de, şu fotoğraf çekme işi var yaaaa... o daha da zor iş aslındaaa :))
......................
Hava gene tatsız :(
Dolayısıyla ben de tatsız oluyorum yani :(
Masamda birkaç proje birden bitirilmeyi bekliyor, kafamda daha biiir sürü proje birbirini kovalıyor, ama.... yaz gelsin artık, şöööyle bahçeye yayılıp çalışayım, hamakta kitap okuyayım... özlediiiim :)


6 Mayıs 2014 Salı

Dünün Müjdesi... Bugünün Kitabı...



Dünün müjdesini Facebooktan vermiştim ya...
Facebooktan görmeyenlere bir de buradan vereyim...
İkinci üç aylık kontrol sonuçlarımı aldım ve onkologumla görüştüm dün...
Sonuç : TEMİİİİİZZZZ... :)



Ve biten kitabııım...
Hüsnü Arkan'ın beşli setini almıştım...

Herkesin kitap zevki aynı olmaz değil mi... 
Mesela beni uzun tasvirler, hareketsiz anlatımlar, psikolojik analizler sıkar...
Mesela annem de tersine tasvirlere, analizlere bayılır, özellikle Rus yazarlarınkine :)
Benim kitaplarım hareketli olacak, beni başından alacak, sonuna kadar uçuracak, merak edeceğim, kafamda canlanacak sahneler, film izler gibi okuyacağım...

Niye bunları yazdım...
Hüsnü Arkan için yazdım, biraz kendimi savunmak gibi oldu :)
Çünkü kendisi duymasın, beş kitabına şöyle bir bakıp şimdilik sadece birini okuyabildim, o da çoğu paragraflarını atlaya atlaya  :( 
Yoksa konu güzel ... 1960 döneminden 12 Eylül dönemine siyasal olayların ailelere yansımaları...
Diğer kitapları bekleyecek şimdilik.. üzgünüm... :(
........................
Hava tam bir kış havası :(
Yağmur, sis, karanlık... :(
Tam yatıp kitap okumalık :)


5 Mayıs 2014 Pazartesi

HIDRELLEZ...

HIDRELLEZ ...

Hıdrellez, bütün mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez günü, Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır. Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır.

Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği bilinmektedir..

Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu kişidir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır’a atfedilen özellikler şunlardır:


ü       Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.
ü       Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.
ü       Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
ü       Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
ü       Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
ü       İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
ü       Uğur ve kısmet sembolüdür.
ü       Mucize ve keramet sahibidir.

Hızır, bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarını hatırlatmaktadır. Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez,  ülkemizde yaygın olarak kutlanmaktadır. Büyük şehirlerde daha az olmak üzere, kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar, evin temizliği, üst-baş temizliği, yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır. Hıdrellez gününden önce evler baştanbaşa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür. Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.

Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır. Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.

Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme âdeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.

Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”, Denizli ve çevresinde “bahtiyar”,Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum’da “mani çekme” adı verilir.
Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar.
  
İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler.
Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.

Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. 


Her nasıl olursa olsun,
Bu gecenin anlamı hürmetine
Tüm dilekleriniz gerçek olsun :)



2 Mayıs 2014 Cuma

Fiskos Köşeme Elattım da.... :))

Bu koltukların kumaşı hem solmuş, hem yıpranmış ... :(
Çok gözüme batmaya başladı :(
En iyisi ben bunları kaplayayım... Önce kenar kordonlarını sökeyim şöyle ...
Gerisini sökmeyeyim, bu güzel kumaşı üzerine kaplayayım, ah bu zımbalar ne büyük kolaylık sağlıyor ... :)
 Tık tık tık zımbala zımbala :)) Sırt kısmına kumaş yetmedi, uygun renkte düz kumaş geçirsem ne olur ki...
Oldu işteee :) Kenarlarına uygun kadife kurdelem de varmış, soğuk silikonla yapıştırdım, ama gene sırt kısmına yetmedi tesadüfen, oraya başka kurdele geçirdim... O da oldu işteee :)

 İşte koltuklarımın yenilenmiş haliiii, bakıııın :)
Şöyle baktım da pek sade göründüler gözüme... :(
Şu oturacak yerlerine fırfırlı minder diksem diyorum...
Hah.. kahverengi kareli kumaşta buldum :)
Minderler de tamam, kendinden fırfırlı fistoları da pek şeker oldu :).
 Bağlayayım da kaymasın, ne de olsa Bıdık bey var :))
 Yaslanmak için yastıklar koymalı... Birine bunu koysam...
Ama bu yastık süslenmek ister ...Fırfırsız dantelsiz olmaz ya :))
İşte olduuuu :))
 Öbür koltuğa da bu yastığı koyayım, bu tığ işi babaannemden kalma, pek severim...
Ama bunun da kenarları pek sade geldi bana :(
Çaresi kolay...
Kurdele fisto çekmesi açılır, en uygunu bulunur ve dikilir...
İşte bu da olduuu :))
Ortadaki sehpaya da dantelli örtümü serdim miiii....
 Fiskos köşem yenilendiiiiii :))
 Hadi gelin fiskos fiskos yapalıııım :)))))