25 Haziran 2016 Cumartesi

Sahildeydik....

Dün ve bugün ipimi kopardım :)))
Dün akşamüstü alışverişe diye çıktım, gece 10 da döndüm :))

Yazın Değirmendere sahilinde tezgahlar açılıyor elsanatları üzerine.
Bu sene Hayat da kardeşinin hanımı ile beraber açtı.
Onunla beraber indik dün akşam Çınarlık meydanına.

Aslında Yalı mahallesi sahilindeydi sergiler ama orada kanalizasyon patlamış, onun için apar topar taşınmışlar...
Genelde takı üzerine masalar ... Yarısından çoğu da hazır takılar. Bütün masaları gezemedim, malum... yorgunluk :(
Amaaa...
Tam yanımızdaki masada ne vardı bilin bakalım :)
Geçici dövme :))
Ne zamandır hevesliydim ya, ben hemen oraya oturdum :)
Ve muradıma erdiiim :)
Ay utandım yaaa :))
Hayat gel resim çektirelim diyorum, o çantada birşeyler arıyor...
Buldu işte, kaykıldı bana doğru :)
Güzel bir değişiklik oldu benim için :)

Bugün sabah haberlere bakarken, Türk Kuşlarının Körfezde gösteri yapacağını gördüm, kaçıramam dedim :)
Bıdığı da alıp sahile indim.
Değirmendere sahili güzel...
Ben güzel :))
Bıdık güzel :)
Nostaljik vapurumuz güzel, hala binip körfez turu atmak kısmet olmadı :(
Bir de Tüpraş olmasaymış :(
Ve bu kocaman köpekler hep sahipli olsaymış...
Daha iyi olurmuş gibi gibi .... :))

Psikolojik birşey mi bilemiyorum da, park yeri bakarken bu kırmızı arabanın soluna giriverdim hemen, yarım saat sonra bir kırmızı araba da benim soluma girdi... Kırmızılar birbirini çekiyor mu ne :))
Jetler beni kandırdı :(
Üzerimizden öylece geçtiler, asıl gösteriyi körfezin dibinde yaptılar herhalde, çünkü sadece arkalarında bıraktıkları dumanı görebildim :(

Kös kös evimize döndük....





24 Haziran 2016 Cuma

Aç Bitir....

Aç bitir salam...
Aç bitir sosis...
Aç bitir sucuk...
...............
Bu da aç bitir kitap... :)))

Akşam 8,5 ta açtım.... çok güzeldi, bırakamadım... 12,5 ta bitirdim, sabah anneme devrettim :)

Kristin Hannah... Her kitabı ayrı konu, ayrı heyecan...

Ve konusu...

"Bazen bağışlamak, umut etmek ve mucizelere inanmak gerekir…

Hayatının en büyük ihanetine uğrayan, terk edilen ve çok zor bir yıl geçiren Joy Candellaro, Noel yaklaşırken hep hayalini kurduğu maceraya atılmaya karar verir. Kimseye haber vermeden bir uçak bileti satın alır ve hiç tanımadığı bir şehre doğru yola çıkar. Fakat beklenmedik bir şey olur ve Joy kendini bir anda büyülü yağmur ormanlarının yakınlarında, muhteşem bir gölün kıyısında yer alan bir balıkçı kulübesinde bulur. Kulübede yaşayan küçük Bobby, yakın zamanda kaybettiği annesinin acısıyla başa çıkamamaktadır. Yalnızca hayalî arkadaşıyla konuşan küçük çocuğun babası Daniel da oğluna yardım edemediği için acı çekmektedir. Joy ikilinin hayatına tesadüfen girerek onlara yollarını bulmalarında yardımcı olur ve böylece aralarında güçlü bir bağ kurulur. Joy eski hayatını geride bırakıp bu yeni dünyanın bir parçası olmak istediğini fark eder. Fakat bu gerçek olamayacak kadar güzel atmosferde yanlış bir şeyler vardır. Joy hayallerle gerçeğin arasında bocalarken umudun peşinden gitmeyi seçer ve bir mucizeye tanıklık eder
."

Sıradakiiii.... :))))



23 Haziran 2016 Perşembe

Bir Kitabın Daha Sonuna Geldik...

Okumada emeği geçen vefakar-fedakar gözlerime/gözlüklerime, saatlerce yorulmadan kitap tutan bileklerime-parmaklarıma, hiç ses çıkarmadan kafamı taşıyan yastıklarıma, hafif hafif ışık veren lambama sonsuz teşekkürler :))

"Teslimiyet"
İnatçı aşklar... aşıklar...
Güzel olmasına güzel de...
Biraz mutaasıp mı kaldım ne...
(yaştan dolayı mı acaba... )
Seksüel ilişkileri pornovari anlatıyor ya kitaplar ...
Konusu güzel olanları anneme devrediyorum, O da bundan şikayetçi :(

Neyse...
Gene de güzeldi...

"Jake, büyük bir şirketin patronudur.
Her zaman yoğun olan iş programı ve özel yaşamı,
onu bir tek şeyi düşünmekten alıkoyamamıştır:
Kalbinin en gizli köşesinde sakladığı Kim’i…

Kim, kocasından boşandıktan sonra yaşama gücünü tamamen kaybetmiş bir halde neredeyse çökmüşken, Jake onu bulur. Kim’in yeniden ayağa kalkması için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıdır.
Kendi şirketinde çalışmaya başlaması için ona bir iş ayarlamayı teklif eder ancak Kim, torpilli bir pozisyondan işe girmeyi kabul etmez. Bunun üzerine Jake onu en azından resepsiyonist olarak çalışması için ikna eder. O an Jake için en önemli olan şey, bir şekilde Kim’in yakınlarında olmaktır. Artık onu koruyup kollayabilecek ve yaşamından haberdar olacaktır.

Kim için yaşadığı onca şeyden sonra kalbini bir kez daha birine teslim etmek imkânsızdır.

Jake ise Kim’i kendine saklamanın bir yolunu bulmaya kararlıdır. Bu defa, onun başkasına gitmesine izin vermeyecektir
."

İşte böyle birşeydi...

















Eveeet....
Sıradaki lütfen.... :))))







22 Haziran 2016 Çarşamba

Küçük Evlere Cici Fikirler...

Küçük tuvaletlere...
Minik Balkonlara...
Küçük antrelere...
Çalışma masasına yer olmayan odalara...
Salon-oda girişini saklamak isteyenlere...
İki kişiye bir çalışma üniti...
Ah bu tavalar....
Misafir odanız yoksa da... Yüksek bir tavanınız varsa...
Ya da geniş bir koridorunuz varsa...
Ya da en geniş odanın bir köşesi...

Bunlar çözüm olabilir :)

Bugünlük böyle olsun... Üretim yok, biten kitap yok :)
Sağlık olsun :)











21 Haziran 2016 Salı

Kısa Süren İşlerden...

Uzun sürecek projelere girişecek ne sabır var, ne de keyif :(
Gene kısa süreli bir proje daha yapmaya çalıştım :)

Bu projeyi taaa 2011 yılında paylaşmışım, arşivime de kaydetmişim, ama bir türlü sıra gelmemiş :(
Gelmediği gibi benden önce canım hamarat Serpil'im yapıvermiş hemen...

İşte bunlar da benimkiler :))
(Saksıdaki açmamakta direnen mum çiçeğimizdir, belki ördeklerden korkup açar )
 Önce malzemeler hazırlandı... Hazırlanırsa emrivaki oluyor, işe başlanıyor :))
Kalıplar kumaşlara çizildi, makinada dikildi, sürfile makasıyla kesildi...
Şiş yardımıyla ters yüz edilip girintiler çıkıntılar belirginleştirildi...
Elyafla dolduruldu...
Baş ve kuyruk kısımlarını normal elyafla, gerisini boncuk elyafla doldurdum... Boncuk elyafı fazla sıkıştıramıyorum ve dar deliklere doldurması zor geliyor...
Cam boncuklardan gözlerini diktim, ayaklarını ütüledim, sıra geldi sarı gagalara...
Aslında kumaştan yapılmış, aman kim uğraşacak minicik gaga için kes biç dik !!!
Daldırdım gagaları sarı boyaya, oldu bittiiii :))
Biraz masamı şenlendirsinler, biraz da seyredeyim :))
Bunlar orjinalleri ve kalıpları, kaynağı olan site kapanmış...

Birşey itiraf edeyim mi... Gülmek yok amaaa :))
Orjinal fotoğrafı  koyduğumda farkına vardım ki benimkilerin boynunda birşey yok !
Olur mu hiç... Olmaz...
Derhal ilk fotoğraf silindi, uygun kurdeleler seçildi, boyunlarına bağlandıııı :))

Gülmediniz değil mi :))
Ben çok güldüm kendime :))))

Bugünkü oyunum burada bittiiii :)

Bundan sonra ne yapacağım henüz belli değil, "delidir, ne yapsa yeridir" diyelim :))










20 Haziran 2016 Pazartesi

E Bu Kitap da Bittiiii :))

Sere Prince Halverson'dan "Mutluluğun Öteki Yüzü"....
İnsan hayatı bir saniye içinde değişiveriyor...
Bunu hiç unutmamalı...
İşte bu roman bunu anlatıyor...
Değişik... Sevdim...

"Gerçek mutluluk nedir, nerededir? Peki, onu bulmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?

Ella Beene için mutluluk eşi Joe ve Joe’nun önceki evliliğinden olan iki küçük çocuğuyla kurduğu mutlu yuva demektir. Ancak bir yaz sabahı Joe’yu onlardan sonsuza dek koparan acımasız dalga, sadece onu değil sırlarını da beraberinde götürür. Üç yıl boyunca çocuklara kendi öz evlatlarıymışçasına bağlanan Ella’nın hayatı, cenaze töreninde çocukların biyolojik anneleri Paige’in ortaya çıkmasıyla da tamamen altüst olur.
Joe’yla evlilikleri boyunca Paige’in Joe’yu ve çocukları terk edip gittiğini ve ortadan kaybolduğunu sanan Ella’nın kalbinde tarifsiz bir acı, elindeyse çözülmesi gereken yepyeni bir bulmaca vardır artık. Bir yandan canından çok sevdiği çocukları için Paige ile velayet savaşı verirken, diğer yandan Joe’nun ona miras bıraktığı diğer şeyin, yani hiç açılmamış mektupların içinde pusuda bekleyen sırların ardındaki gerçeği öğrenmek zorundadır. Ella, kalp ağrıları ve gözyaşlarıyla dolu bu yolculukta her şeye rağmen umut etmeyi bir kez daha hatırlayacaktır
."





19 Haziran 2016 Pazar

Tam Bir Yıl Oldu...

Tamam tamam... Bugün Babalar Günü...
Ama biliyorsunuz ben böyle bir güne sığdırılan uydurma günleri sevmiyor ve kutlamıyorum...

Bugün tam bir yıl oldu, dağlardan ayrılıp şehire ineli :)
Zorunlu bir ayrılıktı, malum sağlık nedenleri...
Ama isabetli bir karardı, tam zamanında...

Mutluyuz... Huzurluyuz... Nice senelere :)