Unutulan değerler kadar beni üzen başka birşey yok...
Bir yılbaşı daha geçirdik. Hatırlıyorumda, yılbaşı, bayram günleri yaklaştıkça beni tatlı bir telaş alırdı. Önce kart gönderilecekler listesi yapardım, sonra kırtasiye dükkanlarının önlerini, sokak köşelerini rengarenk hale getiren kartpostal sergilerinin önüne dikilir, kişilere göre kart seçerdim, bu arada bazılarını da kendi kolleksiyonum için alırdım. Şakalı kartlar vardı, hani dışı başka, içini açarsın başka, komik kartlar, açtığında içinden çiçekler, kollarını açan ayıcıklar, gagasını açan ördekler, neler neler... Sonra eve gelir, hepsine ayrı ayrı özenli mesajlar yazar, zarflar, postaneye koşar postalardım. Sonra mı, asıl heyecan o zaman başlardı, hergün bir heyecan posta kutusuna bakar, kimden nasıl bir kart gelecek diye merakla beklerdim, gelen kartlar hemen kolleksiyonuma eklenirdi.
İnanırmısınız, hala o günlerden kalmış bir kaç şakalı kartım var bir köşede. Neredeyse 40 senelik...

Şimdi 10marifet sitesinde kartpostal yapan birkaç arkadaşı görünce, bu güzel adeti yeniden yaşatalım dedim, destek de gördüm. O zaman ne yaptım, ben de oturup kartpostallar hazırlamaya başladım. Hepsi geridönüşüm. İşyerimden kalmış kartpostalları kağıtlarla kaplayıp, elimdeki malzemelerle basit tasarımlar yaptım.
Ama sıkıntılıyım ya, 11 tanede pes ettim. Şimdi bana adresini yollayan ilk 11 kişiye gidecek bu kartpostallar. Hali hazırda 5 kişi adresini göndermiş (çelebi74, dendenak, fındıkkurdum, mtnaz, yamalıbohça), 6 kişiden daha bekliyorum...