7 Temmuz 2011 Perşembe

Bir Kömür Kovası Varmış......

Bodrumun dip köşelerinden birinde bir garip kömür kovası varmış, mahzun mahzun işe yarayıp gün yüzüne çıkacağı günü beklermiş, ama evin sahipleri sobada sadece odun yaktıklarından gün geçtikçe umudunu kaybediyormuş....
Derken birgün evin hatunu gelmiş bodruma, gene neler alacak diye beklerken, bir de bakmış, kendisine doğru geliyor, heyecanlanmış, umutlanmış, derken hatunun eli ona doğru uzanmış, uzanmış ve onu asılı olduğu yerden çekip almış....
Kovacık önce serin sularda bir güzel yıkanmış, yılların pisliğinden arınmış, rahatlamış, güneşte yayılıp bir güzel de kurumuş, bir yandan da, acaba şimdi ne olacak diye merak edermiş....
Ertesi gün hatun gelip almış onu, verandaya götürüp dolabın üzerine koymuş, şöyle bir bakmış, eline almış fırçayı,
önce bembeyaz bir boyamış, kovacık pek sevinmiş, yetmemiş, bir kat daha boyamış. Kovacık bembeyaz giysisini pek sevmiş. Ertesi gün hatun gelip ona papatyalardan oluşan parça parça bir elbiseyi giydirmiş, kovacık bu elbiseye çok sevinmiş, sonraki gün paslanmış demirini, tahta sapını da boyayınca, hele üzerine de bir çeşit sprey sıkıp pırıl pırıl olunca pek şaşırmış...
Şimdi ne olacağım acaba diye merak ederken, bugün hatun onu tutmuş, evin içine götürüp bir köşeye yerleştirmiş, içine de şemsiyelerini koymuş...
Simsiyah kömürler beklerken, tertemiz bir köşeye oturtulan kovacık bu işe çok sevinmiş ve en güzel pozunu hatunun gönül dostları için vermiiiiiş :)


6 Temmuz 2011 Çarşamba

Kahve-->Ütü-->Kova-->Kutu ===> Bugün

Sabah yandaki komşum Çiğdem'e kahveye gittim, epeyce lafladık, herzaman burada olmuyor da :)

Geldim, öğlen canımız çekti, makarna yaptım :)


Ardından bilgisayardan müziği açtım, soğuk limonata aldım yanıma, başladım ütüye, o arada facebook tan tekmil verdim, neler yapıyorum diye :))

Evişlerim bitti ya, sıra geldi elişlerime, 2-3 gündür üzerinde debelendiğim peçete dekopaj işlerim var, birini bugün tamamen bitirdim, işte.....
 Bunlarda aşamalar, ne aşamalardan atlatmışım zavallı kovayı :))
1-Kovacık, 2-Astar, 3-Peçete yapıştırma, 4- tamamlama....
Peçete yapıştırdıktan sonra tek bir peçete olduğundan ve tamamını kullandığımdan tamamlama işini boyayarak yapma zorunluluğu doğdu... Becerebilmiş miyim ustalar, resme uydurup boyamaya çalıştım, yıllardır resim çalışması yapmamıştım, elim durmuş, zaten artık sabrım da yok :)

Bu iş bitince, dün arkadaşım Sevil'in getirdiği 5 adet ayakkabı kutusunu aldım elime, facebook tan tekmilimi verdim, başladım kaplamaya, 3 ü benim, 2 si Sevil'in kızı Merve'nin...
İşte bittiiiii :)
Ben fotoğraf çekeceğim diye yerlerdeyim, beyzadeye bakar mısınız :))
Bugünlük bukadar, yarın bir dekopaj eserim !! ile daha tanıştıracağım sizleri :))


5 Temmuz 2011 Salı

Çöp Kovası Deyip Geçmeyin :)

Bizim ev neredeyse çöp ev olmasına rağmen atılacak çöpümüz de çok oluyor hani :))
Şaka bir yana, ufak tefek çöpleri atmak için verandaya, bahçeye, oraya, buraya çöp kutusu gerekiyor...
E gerekiyorsa almak değil, yapmak gerek değil mi :) Yaptımmmm....
Şimdilik iki tane aciliyet olduğundan, bodruma inildi, bir köşeli ve bir yuvarlak bidon bulunup (daha var bidon haaaa) üst kısımları dekupaj ile kesildi, başka türlü kesmek mümkün olamıyor, iyi ki almışım dekupaj aletini:)
Sonra yıkandılar,
Sonra, gelsin yapışkanlı kağıtlar, bir kaç tane de uğurböceği, işte bidonların akibeti :)
Sehpa örtümü göstermek istiyorum size, gelinim Derya'nın hediyesi, nasıl da bilmiş benim böyle çılgın şeyler sevdiğimi:))
Asıl göstermek istediğim işlemeleri, ben çok sevdim bunun işlemelerini, yakından bir bakın...
Peçete dekopaj işlerim olanca hızıyla ve seri üretim devam ediyor, beni izleyin anacım :))


4 Temmuz 2011 Pazartesi

Bir Tepsi Hikayesi...

En küçük dayım bana kendi elleriyle ahşap bir tepsi yapmıştı, tamamen el işçiliği yani, tahtalarını almış, kesmiş biçmiş, yapıştırmış... Düz yeşil boyalıydı, maalesef resmini çekmeyi unutmuşum :(
Ben ev dekorasyonunda kokoşum ya, herşey süslü püslü olacak ya... Aldım o tepsiyi, bakın ne hale getirdim, dayım görmesin :))


İşte benim ciddi olarak ilk peçete dekopaj denemem ...
Çok zevkli aslında, sevdim bu işi... Seri halde çalışmak daha hoşuma gitti ama yerim dar geliyor:))
Birinin peçetesini yapıştırınca diğerinin fonunu boyamak, birinin verniğini sürdüğümde geride bir verniklenecek, bir peçete yapışacak, bir fon sürülecek obje olmalı... Gözüm doymaz ki:))
Hatalarımı görmezden gelin olur mu, deneme yanılma yoluyla düzelteceğim :)
Benim tatlı dostlarımın gönderdiği daha bir sürü harika peçetem, özellikle bodrumda onları uygulayabileceğim bir sürü objelerim var, bıktıracağım sizi :))

Bugün hava kış havası, kapalı, ara sıra yağmur yağıyor ve soğuk, basbayağı soğuk hem de...
Dünün yorgunluğunu atmaya çalışıyorum, öğlen bir güzel uzanıp kitap okudum ve uyudum, ama ben hamakta yatıp kitap okumak istiyorum, yaz gelmeyecek miiiiii :((


3 Temmuz 2011 Pazar

Ot yoldum Enkaz oldum :)

Diyordum ya, bostan ot bürümüş, yolmak gerek...
Dün yağmur vardı yırttım, ama bugün .....
Giydim iş kıyafetimi, taktım hasır şapkamı, aldım yanıma fotoğraf makinası-su-telefon-sigara,çakmak...
Düştüm yola....
Meyva bahçesi sarı sarı çiçeklerle dolmuş, çok güzel görünüyor... Ama bu sene meyva pek olmayacak gibi :(

İşte bostana geldik, soldaki hali nasıl... Ya 5,5 saat sonraki hali ?

Bu işleri zorunluluk hissederek yaparsanız berbat bir iş...
Onca saat dört ayak, yol anam yol... Ama ben severek yapıyorum. Otların arasından yavaş yavaş boy veren fasulyeleri, domatesleri, salatalıkları ve belki olur diye diktiğim su kabaklarını ortaya çıkarmak zevk veriyor, hele ki ürünler olduğunda gelip gelip toplamak çok zevkli...
Ama şu da var...
İş bitene kadar pek farkına varılmıyor ama,
Bütün adaleler kaskatı hale gelmiş, parmaklar otları yolmaktan karıncalanıyor, terden her yan sırılsıklam, su içerken bile ağzına tuzlu bir tat geliyor... İşte bu hale geldiğim için bostandan eve çıkana kadar -ki yokuş yukarı, güneş ve sıcak- 5-6 kere durdum kalbimin gümbürtüsü yavaşlasın diye.
Eve varabildiğimde verandada striptiz yapmak zorunda kaldım çünkü her yanım çamur:)) Doooğru banyoya, oh bi rahatladım ki :))
Şu anda makinada çamaşır var, bir saat kadar kaldı bitmesine, o bitsin atacağım kendimi yatağa...


2 Temmuz 2011 Cumartesi

Bilmecenin Cevabı :))

Sizleri fazla merakta bırakmayayım diye sabah beri ayaktayım:(
Hava yağışlı ve soğuk olduğu için bostan işi yattı ama mutfak işi ve bilmeceyi tamamlama işi var:)
Neydi bilmece....
Bir adet bidon ve bir adet çift katlı raf...
Bidonun yan tarafı eğik olarak kesildi, etrafına peçete dekopaj yapıldı...
İki katlı raf sökülüp ayrıldı,boyandı, menteşe ile birbirine bağlandı, ortasına bir tahta çivilendi, o da boyandı, bidona havya ile delikler açılıp o tahtaya vidalandı...
İşte bütün merak edilen buydu, Posta Kutusu....
Değdi mi merakınıza:))
Bizim buraya postacı çıkmıyordu önceden, şimdi çıkmaya başladı ve bir posta kutusu gereksinimi doğdu...
Neyle nasıl yaparım diye bodruma indiğimde böyle bir fikir doğdu, böyle uydurma bir posta kutusu çıktı ortaya işte:))
Sabah ilk iş vernik attım buna, sonra öğlen için kısır yaptım...Tabii arada bahçeye inip maydanoz, soğan, nane topladım:) Onu yaparken dün topladığım karalahanalardan yapacağım dolmanın içini de hazırladım, kavurdum... Öğlen yemeğini yedikten sonra biraz uzanıp okumakta olduğum kitabı bitirdim....

 Öğleden sonra vernikler kurumuştu, arka plakanın dört ucuna matkapla ikişer delik açtım, deliklerden tel geçirip kapıya bağladım....
Tabii fotoğraflarını da çekip başladım dolmaları sarmaya... Karalahanalar kocaman yapraklı, alt ve sap kısımlarını ayırıp soğanla kavurup dondurucuya kaldırmak üzere bir kaba koydum...
 Yaprakların bir kısmını hemen pişirmek üzere tencereye, geri kalan iç bitene kadar sardıklarımı dondurucuya koymak üzere strafor tabağa dizdim.

Geri kalan yaprakları da poşetledim, ikisini de pipetle vakumlayıp dondurucuya attım:)
Tabii bu postu gece yayınlamaya hazırlıyayım derken ocaktaki sarmayı unuttum, neyse ki yazarken aklıma geldi de yanmadı :))
E ben yorulduuum...
Şimdi tv karşısına yayılıp azıcık tığ işi yapayım... Ne mi örüyorum, bitsin de görürsünüz:)))))


1 Temmuz 2011 Cuma

İki Fikir...Bir Bilmece :))

Artık kullanılmayan kek kalıplarına iki fikir:)
Avize olabiliyor, ben olsam boyardım, kenarlarına da kesin bir süs yapardım:)
Asılabilen sepet oluyor, içine çiçek te dikilebilir, balkonda bahçede ne güzel olur:)
Halojen lambalı lampader normal lambalı hale getirilmiş, ki bu fikir aklıma gelmemişti. Halojen lambalı lampaderimi bu evde kullanamıyordum, duvarlar, tavan ahşap ya, ışığı yansıtmıyor, bunu uygulayabilirim:))













Bu arada boyayıp çanağını değiştirmiş, ben sadece lamba duyunu değiştireceğim... (detaylar linkte)

Dün bir şey yapmaya başladım, belki yarın biter...
Kafamdaki proje için malzeme bulmaya indiğim bodrumdan, bir bidon ve eski bir çift katlı raf ile çıktım...
Bence hiiiç kafanızı yormayın, bunlardan ne yapacağım aklınıza gelmez :))
Ve ...erken yatıyorum, yarın sabahtan bostanda ot yolup çapa yapacağım :) İyigeceleeeer....