15 Ocak 2015 Perşembe

İnsanı En Güzel Kendisi Şımartır Bence :))

Niye mi... :))
Şimdi bakın... Kimin aklına gelir benim şu cicilerle çoook ama çok şımaracağım :)))
Eh... İş başa düştü dedim veee kendimi biir güzel şımarttım :))
Ama şımarılmayacak gibi de değiller değil miii :))
Tavuklar-horozlar pek bi favorim oldular... Tuz kutusu ve kaşıklığım :)
Birkaç yıl önce Serpilciğimin elinden çıkan tutaçla nasıl da uyum sağladılar değil mi :)
Ya bunlar nasıl :)
Çok sevdim çoook :)
Bu yumurtalıkları da 4-5 sene önce almıştım, yani kendimi gene şımartmıştım :))
Haksız mıyım... En çok şımartabilecek olan gene benim işteee :))
Bu arada bir pratik fikir... Kaşıklık var ya, onun kaşık koyacağım yerine streç naylon sarıyorum, kirlenince atıyorum, böylece kurdelesi filan bozulmadan temiz kalabiliyor :)




14 Ocak 2015 Çarşamba

Ahşabın Beyazı...

Ne zamandır kararsızdım...
Bizim ev doğal ahşap dokusunda ya...
Beyaza boyansa diye düşünüp düşünüp vazgeçiyordum.
Ama sonunda çocuklarların da işbirliği ile karar verdik... Beyaza boyanacak...
Ne zaman mı ?
Bakalım... Öncelikli tamir-tadilat işleri var, önce onları halledelim, sonra...

Amaaaa... Önceden hayal kurmak bedava değil mi :))))

Google amcaaa... Göster bakayım bana şöyle beyaaaz beyaz ahşap evlerin içini dışını, ben de paylaşayım sayfamda :)
İlk resimler Digs digs dekor sayfalarından "Romantic White House Of Natural Wood" başlıklı...

Mmmm... Bunun tek katlısına benzer mi acaba benimki de boyanınca :)
Yerleri düşünmüyordum boyamayı, acaba boyasak mıı ? Nasıl da aydınlık görünüyoooor :)
Yok ama, yerler doğal kalsın, heryer heryer beyaz... cık yani...
Mutfak dolapları da benimkilere benziyor, şu sağdaki büfemin neredeyse aynı :) Onları beyaz değil de başka bir renk düşündüm, sürpriz olsun o :))
Annem şiddetle itiraz ediyor aslında ama çocuklara kıyamaz kiii :))

Şimdilik bu kadar hayal yeter :))
Yetişmesi gereken işimiz var ya elimizde, hadi işbaşı :))




13 Ocak 2015 Salı

Kar Güzel... Günler Güzel...

Doğada her mevsim ayrı bir güzel, güzelliğinin tadını çıkartmak gerek. Tadını çıkartmak için de hazırlıklı olmak gerek. Hazırlıklı olmak derken, özellikle kış için yiyecek, ısınacak, küçük tamir-yedek parça malzemeleri hazırlığı gibi. Eğer doğada yaşamaya karar vermişseniz arada çıkan zorluklara da katlanacaksınız demektir, eh ne yapalım, her sefanın cefası da var yani :))

Bu kış yağan kar yükseklik açısından değil ama sanki yoğunluk-ağırlık bakımından daha bir fazlaydı. Ufak tefek zararlarımız oldu, ama sağlığımıza zarar veren birşey yok çok şükür.
Ön verandada gül ve mor salkımı tutan tahtalardan kırılanlar var, kapı üstündekini zaten değiştirmek istiyordum :)) Resimde ileride bir kırmızılık var gördünüz mü, o benim araba :)) Kar hala araba boyunda :)
Hava açtı, dağlar mor renkli gibi görünüyor, görebildiğim kadarıyla tabii :))
Sıkıştıkça sıkışan bu kar kütleleri bakalım ne zaman eriyebilecek, ama bu sene suyumuzun bol olacağı kesin :))
Günümün en güzel saatleri öğlen yemeği sonrası kitap-battaniye saatleri,
bu sıcaklığın içindeyken pencereden gördüğüm beyazlık biraz ürpertse de yerini hemen huzura bırakıyor :)
Önümüzdeki iki ay daha değişik bir üretim yapamayacağım, çünkü büyük oğluşumun düğün hazırlıklarına katkıda bulunmaya çalışıyorum... sürprizzz.... Eh sonra küçük oğluşumun ki hemen sıraya girmezse acısını çıkartırım :))
Bugün de böyle geçtiii :)




12 Ocak 2015 Pazartesi

Kutucuklarım :)

Çalışma masamın önünde asılı duran raf gözüme pek bir karışık geliyordu doğrusu :(
 

Yeni yıl süslerimi toparladıktan sonra daha da gözüme batmaya başladı :((

En güzel toparlayıcılar, süslenmiş kutulaaar :))
En sevdiğim şey de, kutu süslemek :))
İşte minik süslü kutucuklarııım :))
Şimdi derli toplu görünmüyor mu :))
Kar bitti derken şu anda lapa lapa yağıyor gene...
Rabbim dışarıda çalışanlara, ısınacak, sığınacak yeri olmayanlara yardım etsin, korusun :(




6 Ocak 2015 Salı

3. Kemo Anıları :)

Bu kemoterapi günü kar nedeniyle anılara iyice yer etti..
Yer yer 1,5 metreyi bulunca belediyeye rica ettim, normalde ara yollara girmiyorlar çünkü, Köyden Mehmet te aramış, hatta onlarla beraber cumartesi gelip bahçe kapısına kadar açtılar, pazar günüde köyden iki genç İsmail ile Engin evin kapısına kadar bir geçit kazdı bana, bu arada arabamı da bulup çalıştırdılar :))
Pazartesi sabah eeerkenden Mehmet geldi, daha sonra almak üzere beni hastaneye bıraktı sağolsun :)

Önce damar yolu açtırıp kan verdim, sonra sonuçlar çıkana kadar kafeteryaya çıktım.
Hemen bir sohbet arkadaşı buldum tabii :))
Şükran hanım, 73 yaşında, Alanya da yaşıyor, akciğer kanseri, kemoterapi ve ışın görmüş, iki yıldır sadece kontrollere geliyormuş, sohbeti tatlı bir hatun :)
Ve kemo zamanı, Arzu hemşire beni bu defa yatağa aldı, itiraz kabul etmedi, kural böyleymiş, uzun terapiler yatakta, kısalar koltukta... Aslında kanser hastası çoğaldı diyor, çoğaldıkça oda açıyorlar, koltuk almaya zaman bulamadan herhalde. Ne kadar acı değil mi :(
Yatak komşum iki kardeş, küçüğü meme kanseri, akciğere sıçrama yapmış, temizlenince ameliyatla meme alınacakmış, iki kardeşle bayağı sohbet ettik, kitabım kucağımda aynı sayfada açık olarak kaldı :))
Yanımdaki Emine hemşire, hepsi çok tatlı bu hemşirelerin :)
Ben de ben de diye kucağında kocaman ilaç tepsisiyle Başhemşire Arzu koştu geldi, attı benim yanıma kendini, ama tembih etti, sakın bu resmi ortalığa yayınlama diye, kendisinin dışarıda başı örtülü çünkü, ben de hepimize taçlar taktım :))
Yatak komşumun işi bitti, artık kitabımı okuyabilirim :))
Saat ikiyi biraz geçe işim bitti, Mehmet kardeşim lobide beni bekliyor, canım yaa :)
Alışverişlerimizi yaptık, köye çıkacak iki kişiyi de alıp köy yoluna başladık, tabii karlı yol da başladı :)
Ama manzara nefis değil mi :)

Mehmet'in çene hiç durmuyor, ne de olsa kökü karadeniz anacım, vıdı vıdı vıdı :))))
Az sonra köy görünür..
Ve işteee... Buraya köy dediğime bakmayın. Böyle tek tek evler var sadece, öyle köy meydanı, kahve, bakkal filan yok yani. Bu dediklerim 3,5 km aşağıda beldede, oradan da 7 km. inince anayol...
Evin yolunu çekemedim, telaştan... Aldıklarımızı taşıdılar, beni eve kovaladılar, gece yağan kardan zaten heryer gene kaplanmış karla :)
Artık cefası bitti, sefasını süreriz 26 Ocağa yani 4. kemoya kadar :)

5.ocak pazartesi. Acıbadem Kocaeli...





1 Ocak 2015 Perşembe

2014 Giderken.....

Önce kırmızı çoraplarımı giydim :))
 
Sonra kırmızılı kıyafetimi... :))
 Saat ilerlemekte...
Noel babalar neşeyle salınmakta....

Bir tanesi hediye çuvalını yüklenmiş bekliyor boşaltmak için :))
Ben şu Teddy denen ayıcıkları çok severim biliyor musunuz :)
Birgün yıllardır yanımdan ayırmadığım kocaman sarı ayıcığımın hikayesini anlatayım unutturmayın :))
Bunlar minik ayıcıklarım :)
Alemim değil mi :)))))
Şu benim Yılbaşı ağacım var ya.... Aslında o çok özel bir ağaç...
Artık ben susayım, o konuşsun, siz dinleyin bakalım :)




 Ve... Bu dileklerle hoşgeldin 2015 diyorum :)