9 Haziran 2016 Perşembe

Yastıklarımı Göstermiş miydim ? :))

Sanırım sadece dikerken hobi odamda Ruhsar'ın çektiği fotoğrafta görünmüştü...
İşte yerlerinde ki pozları :))
Battaniyesi haaala örülüyor :))





7 Haziran 2016 Salı

Görüşmeyeli Okuduklarım...

Jeniffer McMahon'dan "Kayıp Kızlar Adası"
Acaip sürükleyici, iki gecede bitirdim... Elimde bir kitabı daha varmış "Söylemeyeceğine Söz Ver", sıraya aldım hemen :)

İşte tanıtım yazısı...

"Tavşanın uzattığı patiyi küçük eliyle tutan Ernie, annesinin arabasından inip altın rengi Volkswagen’e
gitti ve hiç karşı koymadan, tereddüt etmeden yolcu koltuğuna oturdu. Yüzündeki gülümseme bir an bile
kaybolmamıştı.
O gün Rhonda Farr, Pike’s Crossing kasabasında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamıştı. Benzin
istasyonunda öyle garip bir şey görmüştü ki, bir suçun işlenmesine tanıklık ettiğini ilk anda fark edememişti.
Tavşan kostümü giymiş birinin küçük bir kızı kaçırmasını izlemişti.
Olaya müdahale etmediği için perişan olan Rhonda, soruşturmaya yardımcı olmaya karar verdi. Fakat
kızı kaçıran kişiyi bulmaya yaklaştıkça, başka bir kayıp çocukla, yıllar önce ortadan kaybolan en yakın
arkadaşı Lizzy ile ilgili gerçeklere de adım adım yaklaştığının farkında değildi.
***
Yürek parçalayan, unutulmayacak ve ürpertici bir başyapıt."


...............................................................................


Tuna Kiremitçi'den "Gönül Meselesi"...
Değişik ama güzeldi...

"“Hayat işte bunlardan ibaretti. Küçük bir kızın hasreti, bir kadının uyanışı, onun annesini gömdüğü¨ gece ölümün gözlerine bakıp orada hayatı görmesi. Bunlar dışında hiçbir sır, hiçbir kehanet yoktu. İnsanın kendini bir nehrin akışına cesaretle teslim etmesi vardı.
Genç kızlığının odasındaki karyolaya uzandı. O kadar bilinçliydi ki, usulca yaklaşan uykunun ayak seslerini bile duyabiliyordu. Ama uykuya izin vermeden telefonu aldı eline, Ertuğrul’a yollanacak mesajı yazdı: “Şehirden ayrılma, konuşmamız gerekiyor.”

Bir yıkımın, bir kaybın ardından Eskişehir’deki baba evine sığınmıştır Arda. Eşi Ali’yi İstanbul’da bırakmış, onunla, hatta hayatla bağını koparmıştır. Bir yıl sonra İstanbul’a, yanında kendisine emanet edilen bir çocukla dönmeye karar verdiğinde nelerle karşılaşacağından habersizdir. Ali farklı bir boyuta geçmiş, hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Arda’yı şaşırtan, bu değişimden çok, Ali’nin hayatına giren ‘öteki’nin kimliği olur. Arda mu¨cadele mi edecek yoksa kendi yalnızlığını geçmişten çıkıp gelen bir başka erkekte dindirmeyi mi seçecektir?"


..............................................................................

Kemal Bilbaşar'dan "Cemo"
"Cumhuriyet''in ilk yılları... Doğu Anadolu''nun yaman coğrafyasında, aman vermez havasında, binbir oyunuyla insanı coşturan, yoran doğasında yaşayan bir söylence Cemo. Kömür gözleri ocak alevi gibi yanan, kara saçları gök ışıltıları taşıyan çatıldığında hançere dönüşen kaşlarıyla yürek yakan Cemo. Başı eğdirilemeyen, Nuh dedi mi Peygamber demeyen Cemo, insanlarına da, hayatına da dişiyle tırnağıyla sahip çıkan yiğit bir kadın. Doğu Anadolu''da bir masal gibi geçen hayatıyla edebiyatımızın simge isimlerinden biri. Kemal Bilbaşar''ın ağalık düzenindeki insanları, aşiret törelerini, inançlarını, yaşama biçimlerini olanca gerçekliğiyle yansıtan bir dille yazdığı Cemo, unutulmaz roman kahramanları arasında yer almış biri. Bir direnişin romanı."

...................................................

Buket Uzuner'den "Ayın En Çıplak Günü"
 Kadınların sosyal hayatından alınma öyküler.... Fena değildi :)

..........................................................................

Sarah Jio'dan "Gündüz Sefası"

Her kitabını sevdiğim gibi bunu da çok sevdim, meraktan bırakamadım, iki gecede bittiii :)


"Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü…

Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950’li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny’nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…

Ada Santorini New York’ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle’a Tekneler Caddesi’ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi’ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny’nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır
."

Mehmet Gökdeniz'den "Aşk Uykusu"
Daha önce de bir kitabını okumuştum. Kişisel analizleri, olayları yorumlaması hoşuma gidiyor. Bir de konu tamamen gerçek. Sadece isimleri, yerleri değiştiriyor...

"Aşk dediğin yalansız olmalıydı… Gün gibi açık, dürüst ve onurlu yaşanmalıydı. Bunu bana sen öğretmiştin. ‘Kalbinde benim kadar sevdiğin biri olursa, o kalp artık bana ait değildir’ demiştin…
Ben senden fazla hiç kimseyi sevmedim. Bütün kâinat şahidim olsun ki, sensiz doğacak bir güneşi bile kabullenmedim. Seni sevip sana âşık olmayacaksam eğer, dünyaya yeniden gelmeyi de istemem…
Peki ya senin kalbin hâlâ bana ait mi sevgilim? Benim kadar sevdiğin başka biri var mı aramızda?”
Şüphe bir kez içine girdi mi insanın, temizlenene kadar korkunç bir mücadele başlar. Hele şüphelenen bir kadınsa bu mücadele bir süre sonra savaşa dönüşür. Ve kadınların kendi içinde verdikleri çetin duygu savaşında her zaman ‘karanlık taraf’ kazanır
."

.............................................................

Sanırım bu kadar :))



6 Haziran 2016 Pazartesi

Kalp Manyağının Kırkyama Örtüsü... :)

Her bir yanını elde diktim... Parmaklarım delik deşik :))
Uyuşuk ya parmak uçlarım, iğneyi hizalayamayınca çoğunda battı... Ama batınca "güzel olacak" derler değil mi :))
İşte bittiii....
Alta geçirdiğim kumaş kaygan birşey olunca, benim parmaklar da beceriksiz olunca köşelerini beğenmedim...
Hemen kamuflaj yaptım :)
Aşağıdan, yukarıdan, sağdan, soldan... böyle işte :))


Yorganlaması nasıl olmuş ? :)


Ortaya ne koyayım diye bakınırken gözüme takıldı bu adamcıklar :)
Taaaa ne zaman yapmıştım bunları, adını da "Sevgi Çemberi" koymuştum :)

Kırkyama konusunda benden bu kadar... şimdilik...
Bakalım şimdi ne işine başlamayı isteyecek cancağızım :)








26 Mayıs 2016 Perşembe

Söz Konusu Örgü Olunca...

Hemen alınan bir kitap işte :))
"Aşk İle Örülü Hikayeler"
Kapağında da güzelim yünler...
Al beni... al beni.... demiyor mu :))

Aslında bu kitabın okunma sırası daha gelmemişti ama baktım motif etkinliği yapanlar aynı zamanda okuma etkinliği de yapıyorlar, sıradaki kitap ta bu, e bende de var dedim, başladım ... ve bitirdim :))

Güzeldi... Romantikti... Pek sevdiiim :))

İşte 5 hikayenin tanıtımının olduğu arka kapak ...







25 Mayıs 2016 Çarşamba

İnsan Huzurunu Kendi Yaratır... Diyorum... :)

Huzurumu bozacak kişilerden uzak olmaya, olaylardan uzak durmaya, fazla düşünmemeye çalışıyorum...
Çünkü sağlığım için, özellikle şu sıralarda en önemli ilaç "huzur" ...

İşte huzur duyduğum güncel alışkanlıklarımızdan biri...
"Sabah kahvemiz"
Ben emekli olduğumdan beri annemle bu alışkanlığımız devam ediyor :)

Ve tabii Bıdıkta dahil bu keyfe, onsuz keyif olur mu :))
Herkese huzur dolu günler diliyorum, kucak dolusu sevgilerle birlikte :)




23 Mayıs 2016 Pazartesi

Gene Ara Verdim Değil mi :(

Ama naapim, elimde değil... :(
Eskisi gibi yetişemiyorum :(
Eskiden gece saat 2 lere 3 lere kadar oturuyordum, şimdilerde saat 7-7,5 ta şarjım bitiyor, uzanmak zorunda kalıyorum :(

Halbuki  önceleri düzenli yayın yapar, yorumlara cevap verir, blogları dolaşır, yorumlar yapardım :(
Neyse...
Biliyorum idare ediyorsunuz beni, yorumlarınıza cevap yazamazsam da, bloglarınızı ziyaret edemesem de beni terketmiyorsunuz :)
Seviyorum sizleri :))

Neler yaptım bu arada....
17 sinde PET/BT çekimim vardı Acıbadem Kocaeli'de...
18 inde onkologum ile görüşme...
Malum, çekimden bir hafta öncesinden başlıyor stresim, görüşme sabahı son haddinde oluyor...
Haberler iyi... tümör görünmüyor artık... umarım tamamen terketmiştir beni... ilaç vermeye son verdi doktorum, 2 aylık tomografi kontrollerine geçtik... hayırlısı diyelim :)

Alice Taylor'un "Nehrin Karşı Kıyısı"nı bitirdim...
Okuduğum ilk kitabı "Evin Hanımı"nın devamıymış meğer :)

Önce "Evin Hanımı"nın tanıtım yazısı...

"Ansızın gerçekleşen bir kaza ve ölen bir baba…
Koca çiftlikle nasıl baş edeceklerini bilemeyen çocuklar…
Satılık bir çiftlik…
Küçük bir kasabada birbirine düşman iki ailenin nesiller süren mücadelesi…
Kilise pederine rağmen yapılabilen bir okul
… "


Ve... "Nehrin Karşı Kıyısı"

"Zafer intikamın dikenli yolundan geçer Mossgrove çiftliğinde sular durulmuyor. Zorluklarla mücadele etmek için güçlü olmak gerektiğini öğrenen Martha Phelan’ın en son istediği şey, oğlu Peter’la karşı karşıya gelmektir. Öte yandan planlarını gerçekleştirmek için de riske girmek zorundadır. Ancak bu sorunlarla uğraşırken, kendisinin ve ailesinin canını yakacak büyük tehlikeden habersizdir Nehrin karşısında onu bekleyen bir fırtına vardır. Ya bu fırtınada kaybolacak ya da ondan kurtulmanın bir yolunu bulacaktır."

Ve sonraki kitabım...
Rachel Gibson "Her Güne Bir Öpücük"
Meğer bu kitap ta daha geçenlerde okuduğum "Yoksa Hala Bekar mısın"ın devamıymış :))
Neyse ki sıradan okumuşum :))
 Önceden de dediğim gibi Rachel Gibson kitaplarını seviyorum, eğlenceli ve sürükleyici oluyor :)

Ve işte tanıtım yazısı...
"Miami’de barmaid olarak çalışan Stella Leon’un hayatı, Beau Junger ile karşılaşınca altüst olur. İşini ve evini terk etmek zorunda kalması sorunun sadece küçük bir parçasıdır. Hayatı bir mafya üyesi tarafından tehdit edilmektedir ve onu koruyacak tek kişi Beau’dur.

Beau Junger sadece işini yapıyor ve Stella ile kısa bir görüşme planlıyordur ancak verdiği yanlış karar ona pahalıya patlayacaktır. Yalnızlığı seven, özellikle kadınlardan uzak duran Beau, artık Stella’yı canı pahasına korumalıdır. Hem de her gün… İçinde bulundukları tehlikeli durum bile aralarında oluşan çekime engel olamaz. Bir süre sonra Beau’nun Stella’yı korumak zorunda kaldığı tek kişi peşindeki mafya üyesi olmaz. Artık onu kendisinden de korumak zorundadır. Hem de her gün…
"

Elişi üretiminde ilerleyen birşey yok maalesef :(
Kırkyama örtümün elde yorganlamasını yapmaktayım ama geçtiğimiz hafta hiç elime alamadım :(
Belki bugün biraz dürtüklerim :)

Hafta sonu gene buluttan nem kapmıştım herhalde, cuma günü sahile inip keyif yaptım ya...
Cumartesi sabah başlayan mide-barsak problemi pazar sabahına kadar süründürdü beni :(
Ancak bugün kalkabildim ve anamın özlediği sabah kahvesi keyfini yapabildik :))
Gene kızdırdım O'nu, benim surata bakın bir de Onunki'ne :))

Ve... Havanın kasvetine inat, neşe içindeki bir demet çiçeğimiz :)
Bir cins begonyaymış bunlar, yumru köklü... Seneye ayırsam mı acaba ikişer ikişer...

İşte böyleeeee... şimdi... yemek zamanı :)