13 Nisan 2018 Cuma

Baharı Görmeden Yaz Gelip Geçecek gibi gene...

Sabahları perdeme vuran güneşle uyanmayı seviyorum...
Evin içine dolan o ışığı, sıcaklığı seviyorum...
Bugün de öyle birgün işte :)
Herzaman ki gibi kahvaltı sonrası pencere önü köşeme geçtim.

Gerçi kutlamaya akşamdan başladım kandili, dün akşam ve bu akşam arası diye, gene de unutmadan...

MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...
RABBİM HERKESE GÖNLÜNDEKİNİ NASİBETSİN...

Pencere önü köşem, malum eli işte gözü oynaşta köşem 😊
Önceden seçtiğim yeni bir üçlüye başlamıştım, Menekşeler....1. bitti...
Bugün 2. ye başladım, bana kolay gelsin :)

Ama bazen kolay gelmiyor... Şöyle ki
Parmaklara dikkat... İğne tutuyor pozisyonundalar... Peki iğne nerede ?

😄😄😄😄😄😄😄😄
Henüz parmak uçlarım tam hissedemiyor, birşeyleri tutamıyor.

Bu arada bir küçük hurcun içindeki işlenecek-işlenmişler  gözden geçirildi.
Sigara içilen  ve soba yanan zamanlarda malum duman kahverengisi olmuş mini mini yılbaşı panocuklarımı yıkanmak üzere ayırdım, Havva'nın ellerinden öper 😊























Hala biraz fazla pc başında oylanınca özellikle sağ kolum, kol altından başlayıp parmak uçlarıma doğru yanma şeklinde sızlamaya başlıyor. Sağ tarafımda ışınla yokedilen metastaz yapmış küçücük bir gereksiz bişi vardı, orası hassas kaldı sanırım. O nedenle yorumlarınızı büyük zevkle okuyorum ama tek tek cevap yazamıyorum. Bana enerji verdiğiniz gerçeği ortada, hep yazın olur mu 😙




12 Nisan 2018 Perşembe

Buradayııım....

İki gündür yazamadım, affola 😕

Ama boş durmuyordum ki...
Hobi odasındaydım desem...
Üçlemelerden ikisi ancak paketlendi, bugün Antalya ve İzmir'e yola çıktı...


Ortalığı dağıtmışım tabii, aldığımı yerine koyma huyumu devam ettiremiyorum, oturup kalkmak işkence 😡 Neyse ki Havva var, işten çıkışta uğradı, ortalığı toparladı, iyi ki varsın Havva...

Derdi veren Rabbim karşıma hep iyi insanları çıkarttı.

Havva temizlikçi olarak başladı, şimdi benim elim ayağım oldu, sağolsun uzun zamandır bana katlanıyor. En kötü zamanlarıma şahit oldu,özellikle beyin ameliyatı öncesi ve sonrası,
anneme bakmama yardım etti, hatta hastanede onunla kaldı, 

annem son nefesini onunlayken verdi.

Yapamadığım her işte Havva... Dedim ya elim ayağım... Haftada bir cumartesi günleri yarım gün geliyor artık. Hafta içi adliye de çalışıyor. Benim için devamlı gelmemesi daha iyi, kendim yapabileceğim herşeyi zorlansam da yapmaya çalışıyorum. Havva bana birşey yaptırmaz, eli çabuk, silip süpürür, toz alır, çamaşırları yıkayıp asar, haftaya ütüleyip yerleştirir, çiçekleri sular, yemek yapıp dondurucuya koyar, haftaya geldiğinde sayım yapıp yedin-yemedin hesap sorar resmen 😊

Aslında ilk tanıdığım Mehmet... Emlakçı Mehmet. Dağdaki evi sattıktan sonra ev ararken tanıştık...
Mert Emlak... Ve sevgili kızı.
Evi aldığımda ben pek iyi halde değildim, tedavim devam ediyordu. Ev çok bakımsız ama kullanışlıydı, Mehmet indirim yaptırdı, kendi komisyonunu almadı, işlemleri kendi yaptı beni yormadı, sonraki bütün tadilatları ben onayladım o yaptırdı, takip etti, elektrik-doğalgaz-su- telefon-internet bağlantılarını hep o yaptı, bu evi de o buldu, tüm işlemleri gene o halletti,  hala daha  gerekince yapıyor 😖

Sonra Şengül girdi hayatımıza. Evde serum almam gerekiyordu hergün, sonraları iğne, daha sonra annemin iğneleri benim iğnelerim derken 2 yıllık hemşire kursu görmüş, belediye de özel kalemde çalışan Şengül önce hemşiremiz oldu, sonra dostumuz. Haftada en az iki uğrar, angaryalarımı hiç üşenmeden yerine getirir, sohbeti de tatlıdır.
Fena halde etamin işlemeye başladı sayemde 😊
Ve Emre... Taksici Emre...
En çok kahrımı çeken O oldu...
Arabamı kullanmak tehlikeli bir duruma gelince, bir sabah taksi çağırdım. Hastanede kemoterapim vardı. Giderken sigaradan laf açıldı, sohbet sohbeti açtı, Emre benim bir numaralı asistanım ve kardeşim oldu. O zaman oturduğum apartmanın kapısına varmaya bir kat, asansöre bir kat daha merdiven vardı. Zamanla ağırlaşınca ve çok zorlanmaya başlayınca Emre beni kucağına alıp indirip çıkarmaya başladı. O gün bu gündür hastanelerde hiç yalnız bırakmadı, getirdi götürdü, doktorlara girdik çıktık, taşıdı, tekerlekli sandalyeyle dolandırdı, bazen ben rapor filan almaya gidemedim, o takip etti, beyin ışın tedavimde 10gün alete girmeme yardım etti, başımda bekledi, kontrol sonuçlarıma benimle üzüldü, benimle sevindi,

dönüşlerde canım ne çekiyorsa yedirdi içirdi,birara ben gidemediğim için annemi hastaneye götürdü
getirdi. Genelde yorgunluktan ilk gördüğü koltukta uyuykaldı. Bir gece saat 3... annem banyoya giderken düşmüş, ben zaten yürüteçle yürüyorum, kaldırmadım tabii, Emreyi aradım, yataktan kalktı geldi, annemi kaldırıp yatırdı, gitti. Ve daha sayamadığım biiiir sürü şey. Hakkını nasıl öderim bilmiyorum. Bugün de kargolarımı o  götürüp yolladı...

Oğlum Volkan... Manevi evlat  gibi bir can. Akciğerden ışın tedavisi görürken tanıştık, o kolon kanseri geçirmişti,
serviste gide gele gırgır şamata oğlum oldu. Sonraları hep aradı, sordu, beyin için ilk görüşme, kontrol, rapor işleri onun tarafından yapıldı. En kötü zamanlarımdı o zamanlar. Kontrol-kemoterapi zamanlarımda sürpriz aniden karşıma çıktı,
beyin ameliyatından hastanede yattığımda her gün hatta her gece-gece yarısı yanımdaydı.

 Ve... Onkoloji doktorum, güvendiğim kişi...
Uzm.dr.Süleyman Temiz
Kemoterapi hemşirelerim.
Arzu-Emine
Akciğer ameliyatımı yapan
Uzm.Dr.Gülfidan Dağlı
Beyin ameliyatımı yapan
Uzm.dr.Haydar Sekmen
Beyin ve omuz ışın tedavilerimi uygulayan
Uzm.dr.Abdullah Yılmaz

Beyin cerrahisi hemşireleri...
Ve ve ve...
Tabii ki herzaman görüştüğüm ama özellikle beyin ameliyatı için hastaneye yatışımdan çıkışıma beni bir kardeş gibi yalnız bırakmayan, ameliyat sırasında kapıda bekleyen, yoğun bakımda kontrol eden can arkadaşım Belgin ve onu hastaneye getirip götüren lise arkadaşım Ertuğrul...
Sabah yoğun bakımdan çıktım, e çok acıkmıştım, önce Belgin marka börek, sonra hastanenin nefis öğlen yemeği, sonra Ertuğrulun getirdiği nefis dürüm, anca doydum. 😆

Daha sayacak çok kişi var çok şükür...
Zaten bahsetmişimdir bir yerlerde, arada unuttuğum olur diye artık tek tek yazmayayım...

Umarım sıkılmamışsınızdır, daha güzel birşeylerle buluşmak üzere...
Sevgiyle kalın...





10 Nisan 2018 Salı

Romantik Güller...

Bugün de kahvaltı sonrası soluğu hobi odamda aldım ve gece kafamda tasarladığım çerçevelemeyi uygulamaya geçtim.
Yani uykum olmasa , kalkıp uygulayacağım😃

Sonuç budur... Beğenilerinize sunulmuştur😊

Eskisi gibi değil değil mi çektiğim fotoğraflar, dağdayken fotoğraflık mekan-dekor-aksesuar... hazırlık yapıyordum tabii. Şimdi ise oturduğum yerden sadece objeyi çekebiliyorum 😟 buna da şükür.

Kollarım gene isyanlarda , blogları gezmek, yorumlar yazmak, gelen yorumları cevaplamak... gönül istiyor ama işte... 😣
Bugünlük bu kadar olsun, olur mu 😑

Sevgiyle kalın, mutlu kalın...




9 Nisan 2018 Pazartesi

Hafta başı... Bana da İşbaşı :)

Hafta sonları şimdilik yazamayacağım, zaten yorumlarınıza da doğru dürüst cevap yazamıyorum, idare ediverin:)
Zaten hafta sonu hava kasvetli, boğucu, sıkıcı.... yani tatsızdı.
Havva bu defa cumartesi geldi. Henüz karşı karşıya gelmediğim birkaç  blog arkadaşım gelecekti, ortalığı toplamaya çağırmıştım. O geldi de blog arkadaşlardan biri sukoyvermiş, hiçbiri gelmedi. Haliyle bozuldum, bahane gerçekten çok sudan geldi ve saygısız buldum. Herneyse.

Huyum malum. Bir proje de karar kıldım gibi olunca, akşam kelime oyununu seyrettikten sonra soluğu hobi odamda aldım. Provasını yapmam gerek yoksa uyuyamam :)
Sonunda uykum geldi, yarı okeylenmiş bıraktım...

Sabah kahvaltı sonrası doğru hobi odasına tabii ki,kafaya koyduk bir kere :))
İşte biri oldu bile, önce tela yapıştırıldı,paspartüye göre kesildi, paspartüye tutturulup yerleştirildi.
Minik ciciler yapıştırıldı, veeee.....
Ve aynı şekilde ikinci üçlü de hazırlandı...

Yani Banuca üçleme, oldu Banuca  3+3 leme :D
 Ve sıraya geçtiler başka bir evin duvarını süslemeyi beklemek için :)

Bugün hava açık, güzel. Hobi odasında epey zorlanıyorum, malzeme almak için. Büro koltuğunu kullanıyorum sağa sola gitmek için ama o da yoruyor.
Şimdi dinlenmeye geçebilirim. Yani pencere önü köşeme ve işimi işlemeye devam edebilirim. Benim dinlenme şeklim de böyle, yoksa ağrıların ölçüsünü saptamaya dalabilirim :(





6 Nisan 2018 Cuma

İçime Sinmeyince...

Son çerçevelediğim minik panolarım vardı ya...
Fotoğraflamak için salonda koltuğun üzerine koymuştum.
Akşam köşeme geçince, tam karşıma düştü. Baktıım... baktıııım....

Birşeyler içime sinmedi derken, aklıma bir fikir geliverdi.
Kelime oyunu biter bitmez soluğu hobi odamda aldım.
Biraz uğraştırdı ama, böyle nasıl oldu ?
Ben sevdim :)

Bugün belki de gene havadan, kollarım-ellerim tutuk ve ağrılı, o nedenle uzun uzun yazamayacağım, alacağınız olsun :))





5 Nisan 2018 Perşembe

Martılar... Özgürlük... Ve Ben...

Martılar gene dönen bir hava akımı yakalamışlar, bir kareografi havasında kanat çırpmadan dönüp duruyorlar. Maalesef video yakalayamıyorum :(
Hani kaygan bir zeminde ya da buzda koşup gelip kendini bırakıp kayarsın ya, diğer martılarda uzaktan görüp, kanatlarını aceleyle çırpıp geliyorlar ve dönenlere katılıyorlar.
Haliyle eli işte,
gözü dışarıda olan ben işimi bırakıp onlara dalıyorum:)
Bu benim kucak tezgahım :))
Yanımdaki sehpada ipliklerim :)
Özgürlük demişken...
Ne güzel şeydir özgürlük; anlamı kişilere göre değişse de mutluluk verir.

Benim için özgürlük, içimden geldiği gibi dilediğimce yaşamak.
Tek başına kalınca, kendinden başkasına sorumluluk ya da zorunluluk olmayınca al sana özgürlük :)
El işlerinde bile daha bir özgür hissediyorum şimdilerde, zaten herşeyi yapamıyorum, kafama göre değilde vücudumun gücüne göre takılıyorum :)

Bu kanaviçe işi beni oldukça sardı. Ona dalınca 5 yukarı, 2 sağa, 3 çapraz..... derken
zaman geçiyor
akşam oluyor
tezgah kapanıyor.
Bir üçlü daha çerçeveleniyor. İsteneceği başka bir eve gitmeye hazır...

Akşamları tv de takip ettiğim tek program kendimi test ettiğim tv2 deki "Kelime Oyunu"...
Sonrasında yakalayabilirsem TLC deki "Ağır Yaşamlar" . O insanların çaresizlikleri, kurtulmak için verdikleri mücadele, kendileriyle savaşları, irade gücü... İnsana ders veriyor bir yerde.

Sonra yatma zamanı geliyor. Bir günü daha kotardım diye sevinirken, yattıktan sonra başlayan ağrı artışları, uyku bölünmeleri ve acil-zorunlu banyo ziyaretleri aklıma geliyor. Yani geceleri sevmiyorum ama uykum geliyor :)
Geçecek bunlar da biliyorum geçecek, ben elimden geleni yapıyorum, sabrediyorum.
Bugünlük te bu kadar....





4 Nisan 2018 Çarşamba

Sorumluluk... Zorunluluk...

Sorumluluksuz kalmak nasıl birşey hiç düşündünüz mü? Düşünseniz de sanırım başınıza gelmeden ne olacağını bilemezsiniz.

Farkında oluyoruz ya da olmuyoruz ama doğduğumuzdan itibaren sorumluluklarımız var. Bebekken öğrenme, çocukken şartlanma, okul-eğitim, iş hayatı, aile, çocuklar..... hepsine karşı sorumluluklarımız var. Arada zorunluluklar da tuzu biberi...
Yaş ilerledikçe bu sorumluluklar hayatımızdan bir bir çıkıyor.

Siz bunları düşünürken ben kendi sorumluluğuma geçeyim. Okullar bitti, emekli oldum, kaldık anamla başbaşa... Tek sorumluluğum kalmıştı, o da gitti...

Aslında insanın en baş sorumluluğu kendine olan sorumlululuk.
Başkalarına karşı olan sorumluluklarıma o kadar dalmışım ki kendime olan sorumluluğum hiç aklıma gelmemiş.

Kendime iyi bakmak zorundayım. İşte zorunlu sorumluluk. Madem  yaşamayı seviyorum, beni iyi kötü daha neler bekliyor merak ediyorum, kendime dikkat etmeliyim.

Annem gittikten sonra arkadaşlarımdan gelenler, kalanlar oldu. Artık sorumluluktan mı, zorunluluktan mı bilemem :))

17 ekim de Serpil geldi kaldı...
 20 Ekim de Oya geldi
12 Aralık ta Serpilcim gene geldi
30 aralıkta Nalan Nimetle birlikte geldi, onlardan habersiz sürpriz Buket geldi, Nalanlar kaldı.
16 ocakta Nalan kaatı kursu için tekrar geldi kalmaya
24 Ocakta Tasarım Garı elemanları bir eksiği ile bendeydi:)
25 şubatta Lise erkadaşım Ertuğrul ile eşi Belgin beni yemeğe götürdüler
Belgin can dost... Beyin meliyatımda kapılarda bekleyen, günlerce hastaneye, eve gidip gelen dost...
11 martta nihayet 45 yıllık arkadaşım Emine teşrif etti kalmaya, gerçi hastanede kalmıştı yanımda iki kere...

En son lise sınıfdan beri arkadaşım Vildan geldi, çok mutlu oldum:)


Bir de zorunlu sorumlu mu yoksa gerçekten sevdiklerinden mi hep yanımda olanlar var :)
Onları size yarın tanıtacağım, eminim sizler de seveceksiz :)

Bugünlük bunlar olsun...
Sevgiyle kalın, mutlu kalın.