7 Nisan 2010 Çarşamba

Dün sabah yaz idi, öğleden sonra kış geldi...

Dün akşamüstü başlayan yağmur hala devam ediyor, geceden bugün öğlene kadar hiç durmadı, şimdi ara ara yağıyor. Yaz geldi derken, gene hava birden soğudu :(
Ne yapalım, iç işlere devam, biraz da dinleniyorum. Ütülerim vardı onları bitirip yerleştirdim, maillerim birikmişti, onları gözden geçirdim.

Mail kutuma düşen güzel bir yazı....

Kahramanlarımı zın ilki, Paris-İstanbul arasında trenle mekik dokuyan genç bir Türk işadamı.
Macaristan'da genç bir bayanla tanışır.
Evlenme teklif eder ve evlenirler.
İzmirli işadamı, olayı ailesine açamaz.
Macaristan'da bir kızı olur.
Kızına Nermin adini verir.
Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden heyecanla izlemektedir.
Baba İzmir’de ölür.
Aile, geçim sıkıntısına düşer.
14 yasındaki Nermin, Macaristan'da paralı olan öğrenimini sürdüremez olur.
Mustafa Kemal'in ülkesinde eğitim parasızdır.
Nermin, baba yurduna gitmeye karar verir.
Annesinin haberi olmadan Türk Büyükelçiliği’ne başvurur. Ona bir pasaportla birlikte, eline durumunu açıklayan bir de Türkçe mektup verirler. Bası sıkıştığında, derdini anlatamadığında o mektubu gösterecektir.
Olayı öğrenen annesi de ona destek verir. Üçüncü mevki bir tren kompartımanının tahta sıraları üzerinde, günlerce sürecek bir yolculuk baslar.
Tren, Türkiye topraklarına girer. Gümrük memurları, elinde Türk pasaportu olan ama Türkçe bilmeyen bu çocuğun durumunu çok ilginç bulur, giriş izni de hemen verilir.
Öykü uzun...
Küçük Nermin, İstanbul’da bir yandan Almanca dersleri verirken öte yandan Türkçe öğrenir. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından yararlanır.
İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Gazetecilik yapar. Türkçenin arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Çağdaş siyaset biliminin Türkiye'ye girmesine öncülük edenler arasında yer alır.
Gün olur, Türkçesinin bozuk olduğunu öne sürerek öğretim üyeliğinden atılmasını isteyenler çıkar.
Tükenmez bir enerji ve heyecanla, gençlere bir şeyler verme isteğini yitirmez. Uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa Kemal'i savunur, savunur, savunur...
Bir oğlu olmuş, adını da Mustafa Kemal koymuştur...

Prof. Nermin Abadan-Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki son dersini bundan dört yıl önce verirken aralarında benim de bulunduğum bir grup eski öğrencisi de sınıftaydı. Kimisi profesör, kimisi doçent, kimisi çiçeği burnunda araştırma görevlisi. Deniz Baykal da sonradan yetişmişti.
Son dersin sonunda, nefes bile almaya korkarak dinlediğimiz yukarıdaki yasam öyküsünü anlattı bize...

Ve sözlerini söyle noktaladı:
- Ben yurdumu kendi irademle seçtim. Mustafa Kemal olmasaydı, belki ben de olmazdım. Niçin Kemalist olduğumu, öyle sanıyorum ki artik anlamışsınızdır...

Çok etkilendiğim bu öyküyü yazdığımda, sonunu söyle bağlamıştım: 'Bu sözleri, parası olanlara Bilkent'i, olmayanlara Süleymancı yurtlarını gösterenlere adıyoruz...'

Bakıyorum da aradan gecen zamanda, ne Nermin Hoca’nın öyküsü güncelliğini yitirmiş, ne de benim altına düştüğüm not...
Tıpkı giderek daha güncel, daha gerçek, daha anlamlı olan Mustafa Kemal'in kendisi gibi! ..”

Bazen küçük bir hayat hikâyesi, binlerce kitaptan çok daha fazla şey anlatır.

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 1990


Çiçekli Bordür




Bu bordürü paylaşmam gerek sizlerle. Değişik ve iç açıcı geldi bana, hatta çiçeklerin ortalarına pul boncuklardan koyulabilir diye düşündüm...






Battaniyemin detayı...






Dün yayınladığım battaniyemin yakın resmini yayınlıyorum örmek isteyenler için. Püf noktası eşit aralıklarla eksiltip arttırmak. Aslında ben tarif özürlüyüm. O nedenle bu detaydan inceleyerek çıkartılabilir sanıyorum :))


9 yorum :

  1. ay ben bayılıyorum bu zig zag modele.
    şu motif battaniye işine bulamasaydım,bundna yapardım.
    ama artık çok geç :S
    renkler de muhteşemmm

    YanıtlaSil
  2. canım çoooookkkk teşekkürler harikasın sen bana bu yeterli .
    ayrıca yazı mükemmeldi. paylaştığın için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Battaniye çok güzel olmuş ellerinize sağlık. Yakından daha belli.İşallah bende örmeyi planlıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Banu ablam hikaye gerçekten çok hoş ve anlamlı.Paylaşımın için çok teşekkürler.
    Battaniyede mükemmel tenklerine bittiimmm .Sevgiler SLN

    YanıtlaSil
  5. Yaşam öyküsünden çok etkiledim. Harika bir yazı yazmış Ahmet Taner Kışlalı.

    Ama senin battaniyene de bayıldım. Zaten ben senin evine de hastayım :) O güp güzel evde hem mutlu ol emi :) sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. hikaye çok anlamlı,battaniyenin de renkleri çok uyumlu,harika olmuş,ellerinize sağlık,hele bordürdeki minik çiçekler çok hoş :)

    YanıtlaSil
  7. Ahmet Taner Kışlalı ve onun gibi değerler, malesef öteki tarafta daha fazlalar artık...Her gidenle Atamıza selam yolluyorum...
    Çalışmalarınız çok güzel, ellerinize sağlık, takipteyim, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  8. Atatürk'ü keşke hepimiz anlayabilsek.
    Dileklerin için sağol, ilk yazdığın bana çok moral verdi.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  9. Sevgili Banuca sanırım havalar düzelince bahçe işleriyle uğraşıyorsunuz. Güzel mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil

İçinizden geleni yazın :)