Yazarlardan Alıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazarlardan Alıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2010 Cumartesi

Bugünün İncileri :))

Sabah 9, akşam 18 bahçıvanlık-boyacılık-marangozluk v.s v.s çalışıyorum arkadaşlar, haliyle bilgisayara vakit ayıramıyorum, bloglarınızı izleyemediğim için binlerce kez özür diliyorum. Hava bozup içeri tıkılırsam telafi edeceğim...Ancak maillerime bakabiliyorum, işte bunlar da mail kutumdan...

Bahçeye süs...












Hani çiçek fideleri aldığımız küçük saksılar var ya, ben de epeyce birikmiş. Saksıları boyayıp böyle bir bahçe süsü yaparak değerlendirebilirim.






Kuşlara yemlik...









Plastik şişelere bir kullanım yeri daha, kuşlar için yemlik. Daha önce benzerini görmüştüm ama bu bir kuş evi gibi yapılmış, ağaçta hoş duracak...









Mutlaka İzleyin...

Arkadaşlar, Bor Haber.net'te yayınlanan videoyu mutlaka izleyin, çocuklarınıza izletin, dostlarınıza tavsiye edin. Bor'da bir sosyal bilgiler öğretmeni Çanakkale Zaferi töreninde öyle güzel bir konuşma yapıyor ki.... Böyle güzel ruhlu öğretmenlerimizin olduğunu bilmek içimi ferahlatıyor. Umarım görevinden etmezler !!!!

Dinimizi nelere alet ettiler...

Güzelim dinimizi siyasete alet ettiler, cennetten arsa satmaya, anahtar vermeye kadar götürdüler işi, ticarete alet ettiler, insanlara dinimizin emrettiği gibi dürüst bir şekilde çalıştıklarına inandırarak, yüzlerce insandan yardım paraları toplayarak iç ettiler, gene yüzlerce insanın parasını yatırım vaatleriyle yok ettiler.
Kuran diyor ki "ibadet gizlidir" , "beni sessizce zikredin" ve birçok örnek....
Dinine bağlı insanlar, lütfen Kuranı kendi dilinizde okuyun ve O'na göre yaşayın, din tacirlerine aldanmayın....

İşte dini bütün, ticaret erbabı hakkında bir yazı....

Bekir Coşkun
Öbür dünyada maliye var mı?..
10 Nisan 2010 Cumartesi, 15:56:29
DEMEK ki onlar vergi vermeyi öbür dünyaya bırakıyorlar...

Bu yüzden zaten açıklanan vergi listelerinde, AKP döneminde parlayan dindar işadamlarının adları-sanları yok... Özelleştirmelerden büyük pay kapan, ihalelerin tümünü kapatan AKP zenginleri listede gözükmüyorlar...

Yüksek vergi verenlerden tanıdıklarıma
baktım:

Rakı-şarap içenler...

Eşlerinin-kızlarının başı açık...

Odalarında takunyaları yok...

Ağızlarını açar açmaz “din-iman” diye başlamıyorlar... Manga mangaumreye koşmuyorlar ve arka ceplerinde külah taşımıyorlar...

Tabii ki çoğu AKP tarafından sevilmiyor...

Yok edilmek istenen, itilip kakılan işadamları... Hatta ikinci sırada“öldürülmeyi hak eden” bir Musevi...

En çok vergi verenler onlar...

Dini bütün mümin işadamı kardeşimize baktım...

Listede yok...

Durmadan “Allah korkusundan” söz ediyor, dilinden “din-iman-kitap”düşmüyor...

Eşi-kızı tesettürlü...

Denize haşema ile giriyor...

Lokantada “İçinde domuz eti olmasın sonra...“ diye soruyor...

Rakı bardağına benzeyen bardakla su
dahi içmiyor...

Başbakan’ın uçağında gördüm onu, kenarı dantelli külahı ile iktidarın gittiği camide ise en önde...

Ama vergi listesinde yok...

Neden?..

Çünkü dillerindeki “din-iman-kitap” onların sadece siyasette ve ticarette sermayeleri... Köşe dönmenin, beleşin, avantanın, yağmanın, üçkâğıtçılığın aracı...

Her dört kişiden birisinin aç-yoksul olduğu ülkede, devlete vergi vermemekten büyük günah olabilir mi?..

Dillerindeki o “öbür dünyada hesap verme” işi ise cambazlıklarından...

Defterdarlık öbür dünyada mı?..



7 Nisan 2010 Çarşamba

Dün sabah yaz idi, öğleden sonra kış geldi...

Dün akşamüstü başlayan yağmur hala devam ediyor, geceden bugün öğlene kadar hiç durmadı, şimdi ara ara yağıyor. Yaz geldi derken, gene hava birden soğudu :(
Ne yapalım, iç işlere devam, biraz da dinleniyorum. Ütülerim vardı onları bitirip yerleştirdim, maillerim birikmişti, onları gözden geçirdim.

Mail kutuma düşen güzel bir yazı....

Kahramanlarımı zın ilki, Paris-İstanbul arasında trenle mekik dokuyan genç bir Türk işadamı.
Macaristan'da genç bir bayanla tanışır.
Evlenme teklif eder ve evlenirler.
İzmirli işadamı, olayı ailesine açamaz.
Macaristan'da bir kızı olur.
Kızına Nermin adini verir.
Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden heyecanla izlemektedir.
Baba İzmir’de ölür.
Aile, geçim sıkıntısına düşer.
14 yasındaki Nermin, Macaristan'da paralı olan öğrenimini sürdüremez olur.
Mustafa Kemal'in ülkesinde eğitim parasızdır.
Nermin, baba yurduna gitmeye karar verir.
Annesinin haberi olmadan Türk Büyükelçiliği’ne başvurur. Ona bir pasaportla birlikte, eline durumunu açıklayan bir de Türkçe mektup verirler. Bası sıkıştığında, derdini anlatamadığında o mektubu gösterecektir.
Olayı öğrenen annesi de ona destek verir. Üçüncü mevki bir tren kompartımanının tahta sıraları üzerinde, günlerce sürecek bir yolculuk baslar.
Tren, Türkiye topraklarına girer. Gümrük memurları, elinde Türk pasaportu olan ama Türkçe bilmeyen bu çocuğun durumunu çok ilginç bulur, giriş izni de hemen verilir.
Öykü uzun...
Küçük Nermin, İstanbul’da bir yandan Almanca dersleri verirken öte yandan Türkçe öğrenir. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından yararlanır.
İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Gazetecilik yapar. Türkçenin arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Çağdaş siyaset biliminin Türkiye'ye girmesine öncülük edenler arasında yer alır.
Gün olur, Türkçesinin bozuk olduğunu öne sürerek öğretim üyeliğinden atılmasını isteyenler çıkar.
Tükenmez bir enerji ve heyecanla, gençlere bir şeyler verme isteğini yitirmez. Uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa Kemal'i savunur, savunur, savunur...
Bir oğlu olmuş, adını da Mustafa Kemal koymuştur...

Prof. Nermin Abadan-Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki son dersini bundan dört yıl önce verirken aralarında benim de bulunduğum bir grup eski öğrencisi de sınıftaydı. Kimisi profesör, kimisi doçent, kimisi çiçeği burnunda araştırma görevlisi. Deniz Baykal da sonradan yetişmişti.
Son dersin sonunda, nefes bile almaya korkarak dinlediğimiz yukarıdaki yasam öyküsünü anlattı bize...

Ve sözlerini söyle noktaladı:
- Ben yurdumu kendi irademle seçtim. Mustafa Kemal olmasaydı, belki ben de olmazdım. Niçin Kemalist olduğumu, öyle sanıyorum ki artik anlamışsınızdır...

Çok etkilendiğim bu öyküyü yazdığımda, sonunu söyle bağlamıştım: 'Bu sözleri, parası olanlara Bilkent'i, olmayanlara Süleymancı yurtlarını gösterenlere adıyoruz...'

Bakıyorum da aradan gecen zamanda, ne Nermin Hoca’nın öyküsü güncelliğini yitirmiş, ne de benim altına düştüğüm not...
Tıpkı giderek daha güncel, daha gerçek, daha anlamlı olan Mustafa Kemal'in kendisi gibi! ..”

Bazen küçük bir hayat hikâyesi, binlerce kitaptan çok daha fazla şey anlatır.

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 1990


Çiçekli Bordür




Bu bordürü paylaşmam gerek sizlerle. Değişik ve iç açıcı geldi bana, hatta çiçeklerin ortalarına pul boncuklardan koyulabilir diye düşündüm...






Battaniyemin detayı...






Dün yayınladığım battaniyemin yakın resmini yayınlıyorum örmek isteyenler için. Püf noktası eşit aralıklarla eksiltip arttırmak. Aslında ben tarif özürlüyüm. O nedenle bu detaydan inceleyerek çıkartılabilir sanıyorum :))


16 Mart 2010 Salı

Bunu da Yapmışlar....

Bugün gelen mail bazı kişilerin ne kadar bilgisiz, cahil ve kara vicdanlı olduğunu bir kez daha karşıma çıkardı.
Şu yorumu okuyun, başka hiç bir şey demiyorum. Mailde yazılanları hiç buraya aktarmayayım, haklı olarak sayıp dökmüş gönderen, kalemine sağlık...
Türkan Saylan'ın kim olduğunu göstermek için güzel bir yol göstermişler. Aynen aktarıyorum.



Imkansiz Periler Hareketi.
VE BU BASİT HAREKET İCİN BİR HEDEF; 1 MİLYON ADET IMKANSIZ PERILER BASİMİ SAGLAMAK!
Cagdas Yasami Destekleme Dernegi’nden burs alip basarili olmus kizlarimizin hayatlarini anlatan, Imkansiz Periler adinda bir kitap var. Bu kitabin geliriyle yeni kız
kardeslerimizin okula baslamalari hedefleniyor.



Yapmamiz gereken cok basit;
Hepimiz önce kendimize sonra tum sevdiklerimize bu kitaptan birer tane hediye ediyoruz. Hepsi bu!

Fiyati 10 TL. Rahatlıkla tüm kitapcilar da, kitap bolumu bulunan Tansas’larda, Migros’larda, Metro magazalarında bulabilirsiniz.


Toplu kitap siparisi icin:


CYDD Genel Merkezi Tanitim Iletisim Birimi:
tanitimveiletisim@cydd.org.tr ile iletisime gecebilirsiniz.

Ayrıca
D&R Music Book Store internet mağazasından sipariş verebilirsiniz, en kısa zamanda elinize ulaşacaktır.

Imkansiz Perilerin yaptıklari ortada peki ya IMKAN-LI buyukleri ne yapacak…


Hadi durma katil bu kitapla, cagdas bir gelecek yaratmaya!
Tum sevdiklerini de davet etmeyi unutma!





15 Mart 2010 Pazartesi

TIBBIN TARİHİ GELİŞİMİ


M. Ö. 2000 ..... Al bu otu ye.
M. S. 1000 ...... O ot kötü, al bu duayı oku.
M. S. 1250 ...... O dua batıl inanç, al bu iksiri iç.
M. S. 1500 ...... O iksirin ne faydası var, al bu hapı yut.
M. S. 1800 ...... O hap etkisiz, al bu antibiyotiği iç.
M. S. 2000 ...... O antibiyotik kimyasal, al bu otu ye.



3 Mart 2010 Çarşamba

Günün İçinden


Yok anacım, sorun bende mi yoksa hatlardamı, bilmiyorum, ancak bu saatte bloglara bakmaya fırsatım oluyor, ama birine girip yorum yazabildim, gi-re-mi-yo-rum, sinir oldum yaaa, takip etmek istiyorum, edemiyorum, ne olur bana darılmayın, elimde değil işte.


Kapımın süsü...





Bugün baktım, kapıdaki süsüm kışı çağrıştırıyor. Olmaz dedim, işe koyuldum. Daha daha önceki kapı süsümün dallardan yaptığım çelengi duruyordu, ona veranda da bir köşeye astığım basit yapma çiçekleri sardım, ortasına da sevgili sesiciğimin nazar boncuklu kuşunu taktım, çok güzel bir hava verdi doğrusu. Kurdeleyle de asacak yerini tamamladım, 15 dakikada astım, işte bu....





Vicks Merhem kullanımı


Bu da mail kutuma düşenlerden, enteresan....

“Ayak tabanlarımızın yağı emen özel bir yapısı vardır. Bu nedenle eğer tabanınıza örneğin sarmısak sürerseniz yaklaşık 20 dakika sonra tadını ağzınızda alırsınız. Bunu bulan bilim adamları nedenini bilmiyor henüz ama bu etki bize bir tedavi olarak geri dönüyor.

Özellikle çocuklarda (ve tabi büyüklerde) gece uyutmayan şiddetli öksürük durumunda ayak tabanınıza güzelce Vicks merhem sürün ve kalın bir çorap giyin. Beş dakika içinde öksürüğün kendiliğinden geçtiğini göreceksiniz. Her zaman %100 çalışır ve çocuklara ağır öksürük ilaçları vermekten daha etkilidir.”

Denemesi bedava..




Dünya Turu....


Dünya üzerindeki istediğiniz yerlere yolculuk yapın, tarihi ve görülmeye değer yerleri görün, üstelik bedava, iyi yolculuklar....




SUNAY AKIN'DAN BiR KIZ KULESi ÖYKÜSÜ
1827 yılında Almanya'nın Brandenburg kentinde Karl adında bir çocuk dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile içinde baş gösteren huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gönderilir. Daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg'tan kalkan bir gemiyle İstanbul'a giderken henüz 12 yaşındadır.
Gemi İstanbul'a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi'ne yüzerek kaçar. Kendisini kurtaran Kız Kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek
istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl'ı korumasına alır. Karl Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna ve Karadağ savaşlarından sonra 2. Abdülhamit döneminde paşa unvanını alır.

Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'nda Osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur. Almanca, Fransızca, Yunanca, Farsça ve Arapça dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa'nın dört kızı olur.. Paşa'nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile.
Celile bir erkek çocuk doğurur: Şair Nâzım Hikmet! Görüldüğü gibi Karl'dan Nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, Kız Kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır. Eğer Kız Kulesi Karl'ı kurtarmasaydı, Nazım olmayacaktı.
Sunay AKIN



28 Şubat 2010 Pazar

Bugünün Çeşitlemeleri


Cumhuriyet Başsavcısı....

Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından 'Hukuk Reformu yapmakla' görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için 'Cumhuriyet Savcısı' unvanının isim babasıdır. Ata'nın huzurunda 'Hukuk Reformu' için fikir fırtınası yapılırken, Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:

'Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?
Cumhuriyet Başbakanı,
Cumhuriyet Bakanı,
Cumhuriyet Müsteşarı,
Cumhuriyet Valisi,
Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,
Neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz?

Atatürk, Bozkurt'a 'Ne diyorsun?' diye sorar.
Bozkurt'un cevabı çok net olur:
'Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır.'

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. 'Devam et Bozkurt' der.
Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi hukuk reformuna ve Atatürk'ün yorumuna kadar uzanır.
Bugün Cumhuriyet Başsavcısı üzerinde şimşekler çaktırılırken, bu anının bir kez daha yazılması gerekliydi.




Değişik bir patik...







Yazısında bu patik tığ ile örülmüş diyor ama bana şiş ile örülüp tığ ile tamamlanmış gibi geldi, tarifi yok ama değişik bir model, kolay da görünüyor. Denemek lazım...










HEP GİDİŞİNE ANLAM VEREMEDİĞİMİZ KEDİLERİ İSTERİZ

Bugün mail kutuma düşen bir yazıyı paylaşmak istedim sizlerle...


Canı isterse gelir bir kedi yanına…Sen istediğin için sevgi gösterileri yapmaz. Sen huzurlu olasın diye başını sürmez sana. Sen umurunda değilsindir aslında. Evet sevecendir ama bu sevecenliği sevilmek içindir.Tırnaklarını geçirir; korunmak ya da gücü ortaya koymak için. İplerin kimin elinde olduğunu göstermek için. O seni eğlendirmek için bir yumakla taklalar atmaz. Kendi oynamak istediği içindir hepsi. Çağırdığında sadece meraktan ya da acıktığı için gelir yanına; sen çağırdığın için değil. İpler onun elindedir !O bir imparatorluk oluşturmuş seni de sadece orada sıradan bir canlı olarak ama güçsüz, sessiz görür. Her şey gibi liderlik de ona aittir. Bazen bir dost dersin ona ama onun sana ihtiyacı yoktur. Bunu anlamazdan gelirsin. Senin olup olmaman umurunda değildir onun için. Ama senin ona zaafların vardır.
Güven konusunda,dostluk konusunda sıfırdır. Patilerinde prangalara dayanamaz. Başına buyruktur. Özgürlük kavramının tanımıdır. Ruh hali anlaşılmaz bir değişkenlik içerir. Bize zıt düşen yanları çoktur. Diğer yarımızı ararken bulduğumuzu sandığımız kişinin bize zıtlıkları kadar. Bize cazip gelen daima sevimli kedimizin bu başına buyrukluğudur. Biz bu özelliklere sahip diğer eşimizi bekleriz. Geldiğinde ise söz dinlememelerine, gidişine anlam veremeyiz. Ama tekrardan bekleriz. İnatla onu yanımızda isteriz. Kedimizi de eşimizi de….



19 Şubat 2010 Cuma

Mutluluk Tablosu

Bir düşünün bakalım mutluluk duyabiliyormusunuz...
Bugün mail kutumda buldum, arkadaşım Sevil göndermiş, düşündüm, eeeh dedim:))
MUTLULUK TABLOSU
Evini bir parti sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan
Bir çok arkadaşın var demektir
Faturalarını ödeyebiliyorsan
Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa
Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa
Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan
Yürüyebiliyorsun demektir
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan
Konuşma özgürlüğün var demektir
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan
Duyuyorsun demektir.
Camları silmen , çatıyı onarman gerekiyorsa
bir evde yasiyorsun demektir
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa
Isınıyorsun demektir
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa
Yığınla giyeceğin var demektir
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa
Yaşıyorsun demektir
Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa
O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN!
MUTLUSUN DEMEKTİR





12 Şubat 2010 Cuma

İki Şey

Mail kutuma düşen bu güzel yazıyı sizlerle paylaşmak isterim...
İKİ ŞEY...


İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir: 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller: 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek 2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür : 1- Demagoji (Laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar: 1- İradeye hakim Olmak 2- Uyumlu Olmak
İki şey 'Ekstra Değer' katar: 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır: 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar: 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır: 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır: 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller: 1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat) 2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir: 1- Tebessüm (gülümseme) 2- Sükut (susmak)
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: 1- Anne 2- Baba
İki şey geri alınmaz: 1- Geçen zaman 2- Söylenen söz
İki şey ulaşmaya değerdir: 1- Sevgi 2- Bilgi
İki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir: 1- Nefes alabilmek 2- Nefes verebilmek.



24 Aralık 2009 Perşembe

Bir garip İnsanoğluyuz vesselam:))

Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız?

Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye`yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?

Neden birbirimize sarılınca sağa sola sallanırız?

Neden öğrenciler ilkokul 5. sınıfa kadar öğretmene 'öğretmenim' diye seslenirken 6. sınıfta bir anda 'hocam' diye seslenmeye başlar?

Neden sınavlarda '3 yanlış bir doğruyu götürür' şeklinde bir uygulama ile cezalandırılır da; '3 doğruyu bil, bir doğru da bizden' gibi bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıktığında kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir?

Neden dükkanı kapatıp giden esnaf, kapıya '10 dakika sonra dönücem' yazar? Esnafın ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye`deki herkesin izlediğini zanneder? Örneğin; 70 milyon bizi izliyor( 5 milyon eksik anketimize göre )

Düğünlerde neden 'Dom dom kurşunu' ile göbek atılmaktadır? 'Bir avcı vurdur beni, bin avcı yedi beni' gibi sözlerle kendinden geçen başka bir millet var mıdır?

Cumartesi ve pazartesinin neden kendi isimleri yoktur? (Cuma-ertesi, pazar-ertesi)

Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde en kısa mesafe neden 'indi-bindi' olarak tabir edilmektedir? Önce inilip, sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur?

Bir programı bilgisayarımıza kurarken neden 'kabul ediyorum' ya da 'kabul etmiyorum' seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp programı aldıktan sonra 'kabul etmiyorum' seçeneğini işaretleyen saf kişiler mevcut mudur?

Bulmacalarda neden boru sesinin karşılığı hep 'ti' dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç 'ti' diye ses çıkaran boru görmüşler midir?

Neden ilanlarda 'doktordan temiz araba' şeklinde yazılır? Hipokrat yemininde 'arabamı temiz kullanacağım' diye bir madde mi vardır



Yaşamdan Birkaç Güzel Söz


Yaşlanmadan,Gençliğin, Yokluk Görmeden,Varlığın Hasta Olmadan Sıhhatin Kıymeti Bilinmez

Öleceğiz Birgün Gömecekler, Birkaç Gün Övecekler,
Kalan Malını Bölecekler, (Memnun Kalmayıp Sövecekler)

Kamil Olan Odurki Heryerde Kurmalı Eser Eseri Olmayanın Yerinde Yeller Eser ..!

Her İnsan Hacı Olmaz Gitmekle Mekkeye, Her Eşşekk Derviş Olmaz Kum Çekmeyle tekkeye

Saygının Olduğu Yerde Sevgi, Sevginin Olduğu Yerde Saygı Vardır


İçki Delikanlıyı Susturur,
Korkağı Konuşturur

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir...
Ve, her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin.
Bunu da öğrenmelisin:
Sevdiğin kadar sevilirsin!"...



5 Aralık 2009 Cumartesi

Sirkenin Faydaları


Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?
Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları:

  • Bilgisayar ve çevre birimleri temizler: Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun.
  • Bilgisayarınızın faresini temizler: Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça nemlendirilmiş pamuk kullanın, topu yerine takmadan önce birkaç saat kurumasını bekleyin.
  • Duman kokusunu giderir: Eğer eti pişirirken yaktıysanız ya da evinizde ard arda sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu dörtte üçünü sirke ya da elma sirkesiyle doldurduğunu bir kase koyarak duman kokusunu giderebilirsiniz. Koku evinizin tümüne dağıldıysa farklı odalarda birkaç kase kullanabilirsiniz. Koku bir günden daha kısa sürede çıkacaktır.
  • Küf lekesini yok eder: Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurun. Sirkeyi ilave havalandırma olmaksızın güvenle kullanabilir ve her yüzeye uygulayabilirsiniz. Sirkeyi banyonun demirbaş eşyalarında, fayanslarda, mobilyalarda, boyalı yüzeylerde, plastik perdelerde ve buna benzer birçok yüzeyde kullanabilirsiniz. Hafif lekeler için, sirkeyi eşit miktarda suyla seyreltin.
  • Krom ve paslanmaz çeliği temizler: Evinizdeki krom ve paslanmaz çeliği temizlemek için, sprey şişesine koyduğunuz seyreltilmiş sirkeyle ve yumuşak bir bezle parlatabilirsiniz.
  • Gümüşlerinizi parlatır: Gümüş bilezik, yüzük ve diğer takılarınızın yanında evdeki gümüş eşyalarınızın yeni gibi parlaması için yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat karıştırdığınız suyun içinde 2-3 saat bekletin. Sonra soğuk suyun altında durulayın ve yumuşak bir bezle kurutun.
  • Tükenmez kalem lekelerini siler: Tükenmez kalem lekesi olan yere kumaş ya da sünger kullanarak biraz sirke bastırın. Leke çıkana kadar bu işlemi tekrarlayın.
  • Yapıştırıcıları, fiyat etiketlerini çıkarır: Çocuğunuzun mobilyanıza ya da duvarınıza yapıştırdığı etiketileri çıkarmak için, kenarlarına ve köşelerine biraz sirkeyi emdirin ve dikkatlice kredi kartı ya da plastik telefon kartıyla kazıyın. Cam, plastik gibi yüzeylerdeki fiyat etiketlerini çıkarmak için üzerine biraz daha fazla sirke dökün, birkaç dakika bekleyin ve temiz bir kumaşla çıkarın.
  • Makasınızı parlatır: Makasınız kirlendiğinde ve yapışkan olduğunda yıkamak için su kullanmayın. Bunun yerine makasınızın keskin kısmını sirkeye batırılmış bir bezle temizleyin ve sonra kurutun.
  • Kokan tuvaletinizi tazeler: Öncelikle banyonuzdaki eşyaları dışarı çıkarın, sonra duvarları, tavanı ve zemini, 4 litre suya karıştıracağınız 1 fincan sirke ve 1 fincan amonyak ve ¼ fincan karbonat ile yıkayın. Tuvaletin kapısını açık bırakın ve eşyalarınızı içeriye yerleştirmeden önce içerinin kurumasına izin verin.
  • Halılarınızı eski haline getirir: Eğer halılarınız eskimiş ve kirli görünüyorsa, eskisi gibi parlak ve canlı görünmeleri için 4 litre suyun için 1 fincan sirke kattığınız suya çalı süpürgeyi daldırın ve bununla halınızı süpürün. Halınızın ucundaki rengi atmış iplikler de ışıldayacak ve bu solüsyonu durulamanıza gerek yok.
  • Halıdaki lekeleri çıkarır : Hafif lekeler için yarım fincan sirke içinde 2 çorba kaşığı tuzu eritin, bu suyla lekeli yeri ovalayın, kurumasını bekleyip, elektrik süpürgesiyle süpürün.
  • Daha büyük ve koyu lekeler için, karışıma 2 çorba kaşığı boraks ekleyin ve aynı şekilde temizleyin.
  • Daha inatçı ve halının içine işlemiş kir ve lekeler için, 1 yemek kaşığı sirke ile bir yemek kaşığı mısır nişastasından macun yapın ve kuru biz bez kullanarak lekenin içine iyice ovalayarak yedirin ve 2 gün bu şekilde bekleyin, sonra süpürün.
  • Leke çıkarıcı sprey hazırlamak için , şişeyi 5 ölçü su ve 1 ölçü sirkeyle doldurun. İkinci bir şişeyi de 1 ölçü köpüksüz amonyak ve 5 ölçü suyla doldurun. Lekeye bu karışımı yedirin. Birkaç dakika bekleyin sonra temiz, kuru bir bezle kurutun. Leke çıkana kadar bunu tekrar edin.
  • Mum lekesini yok eder: Romantik bir gecenin ışıltısı olan mumlar, ahşap mobilyalarınızda genellikle leke bırakır. Bu lekeyi çıkarırken, lekeyi yumuşatmak için fön makinesini en sıcak ayarına getirin ve kağıt havluyla kurutabildiğiniz kadar kurutun. Sonra, eşit miktardaki su-sirke karışımına batırılmış kumaş ile ovalayın. Yumuşak ve emici bir bezle kurulayın.
  • Mobilyalardaki su lekesini çıkarır: Ahşap mobilyalar üzerine bırakılan ıslak bardakların bıraktığı beyaz halkaları çıkarmak için eşit oranda sirke, zeytinyağını karıştırın ve bu karışımı yumuşak bir bezle lekeye uygulayın. Parlatmak için ise başka temiz ve yumuşak bez kullanın.
  • Buzdolabınızı temizler: Kapının sızdırmaz contası ve sebze-meyve gözleri de dahil buzdolabınızın içini ve dışını temizlemek için eşit miktarlarda su ve sirkeyi karıştırın. Küf oluşumunu önlemek için, iç kapıları ve içteki gözleri bez üzerine sirke dökerek silin. Ayrıca, buzdolabınızın üzerinde birikmiş toz ve kirleri silmek için seyreltilmiş sirke kullanabilirsiniz.
  • Mikrodalga fırınınızı buharla temizler: İçi ¼ fincan sirke ve 1 fincan suyla dolu cam kaseyi fırının içine yerleştirin ve en yüksek ısıda 5 dakika bekleyin. Kase soğuduğunda, bir kumaş ya da süngeri bu sıvıya batırın ve iç yüzeydeki lekeleri temizleyin.
  • Kesme tahtasını mikroplardan temizler: Her kullanımdan sonra, tahtaları doğrudan sirkeyle silip temizleyebilirsiniz. Sirkenin içindeki asetik asit, E.coli, Salmonella, and Staphylococcus gibi zararlı mikroplara karşı iyi bir dezenfektandır. Asla su ve bulaşık deterjanı kullanmayın. Çünkü, bu tahtanın liflerini zayıflatır.
  • Bulaşık makinenizi yıkayabilirsiniz: Bulaşık makinenizin performansını yüksek düzeyde tutmak ve sabun tabakası oluşumunu yok etmek için, ünitenin altına seyreltilmiş 1 fincan sirke dökün ya da üstteki rafa bir kasenin içine sirke koyun. Sonra bulaşık makinenizi bulaşık ya da detarjan koymadan tam devir çalıştırın. Özellikle suyunuz sertse, bunu ayda bir tekrarlayın. Ancak, bu işlemi uygulamadan önce bulaşık makinenizin kullanım klavuzuna bir göz atın.
  • Porselen, kristal ve cam eşyalarınızı temizler: Cam eşyalarınızı parlatmak için durulama suyuna sirke ekleyebilirsiniz. Cam eşyalarınızı her gün parlaması için, bulaşık makinenizin durulama devrine ¼ fincan sirke ekleyin.
  • Kristal eşyalarınızı parlatmak için bulaşık makinenizi durulama suyuna 2 yemek kaşığı sirke ekleyin. Sonra, bunları 3 ölçü su ve 1 ölçü sirke ile hazırladığınız su ile durulayın ve açık havada kurutun.
  • Fincanlardan çay, kahve lekelerini çıkarır: Bunun için, eşit miktarda sirke ve tuzla ovalamayı deneyin, sonra bunları ılık suyun altında durulayın.
  • Su ısıtıcınızı (kettle) temizlemek için: Makinenizde biriken kireç ve mineral kalıntılarını temizlemek için, 3 fincan sirkeyi 5 dakika süreyle iyice kaynatın ve sirkeyi gece boyunca içinde bırakın. Ertesi gün soğuk suyla durulayın.
  • Kızartma sonrası temizlik yapar: Kızartma işini bitirdiğinizde ocağın üstüne, duvarlara sıçrayan yağ damlacıklarını temizlemek için, bunları seyreltilmiş sirkeye batırılmış sünger ile silebilirsiniz. Durulamak için soğuk suyla ıslatılmış başka bir sünger kullanın, sonra da yumuşak bir bezle kurutun.
  • Kızartma tavanızı korur: Kızartma tavanızda 10 dakika boyunca 2 fincan sirke kaynatmak, birkaç ay boyunca yiyeceklerinizin yapışmasını önler.
  • Mutfağınızın havasını temizler: Mutfağınıza dün pişirdiğiniz yemeğin kokusu sindiyse, 1 fincan suya yarım fincan sirke karıştırın. Ve karışım buharlaşana kadar kaynatın.
  • Yumurtanızı daha iyi haşlamanıza yardım eder: Yumurta haşladığınız suya litre başına 2 yemek kaşığı sirke ekleyerek, yumurtanızın çatlamasını önleyebilir ve kabuğunun daha kolay soyulmasını sağlayabilirsiniz.
  • Sebze ve meyvelerinizi temizler: Meyve ve sebzelerinizi yemeden önce, gizli kirleri, tarım ilaçlarını ve hatta küçük böcekleri yok etmek için, 4 litre soğuk suyun içine 4 yemek kaşığı elma sirkesi koyun, sebze ve meyvelerinizi bunun içinde durulayın.
  • Elinizdeki kokuları çıkarır: Yemek hazırladıktan sonra ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak çok zordur. Sebzelerinizi dilimlemeden ya da balıkları temizlemeden önce biraz saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır.
  • Boğaz ağrısını hafifletir: 3 şekilde boğaz ağrısına iyi gelir ;
  • Nefesinizi tazeler: Soğanlı ya da sarımsaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır.
  • Boğazınız öksürükten dolayı tahriş olduysa ya da konuşmaktan ve şarkı söylemekten dolayı ağrıyorsa, bir bardak ılık suda 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu eritin ve bununla günde birkaç kez gargara yapın.
  • Boğazınız grip ya da soğuk algınlığından dolayı ağrıyorsa, bir ¼ elma sirkesi ile ¼ balı karıştırın ve 4 saatte bir, 1 yemek kaşığı yutun.
  • Öksürük ve boğaz ağrısını hafifletmek için, yarım fincan sirke, yarım fincan su, 4 çay kaşığı bal ile 1 çay kaşığı acı sosu karıştırın. Günde 4-5 kez, 1 yemek kaşığı için. Birini özellikle yatmadan önce için. 1 yaşın altındaki bebeklerinize bal vermemeniz gerektiğini unutmayın.



1 Aralık 2009 Salı

Bizim Çocukluk Yıllarımız

Mail Kutuma Düşenlerden...
NE GÜZEL CAHİLDİK ( ! )
İŞTE BİZİM ÇOCUKLUK YILLARIMIZ
Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...

Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar... İçeride kanaat ve huzur...
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç !
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...

Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına
gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı... Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar... İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi yoktu...
Ergenekon tertipleri, çarşaf açılımı, kürt açılımı, ermeni açılımı yoktu. Hiç kimse ''hepimiz Hırant'ız, hepimiz Ermeniyiz'' demiyordu. Hepimiz TÜRK'dük!.......
Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk...



28 Kasım 2009 Cumartesi

Bir garip sandalye


Bir geridönüşüm sandalye tasarımı. Şekilde görüldüğü gibi basit ve bana göre garip. Sıkı durun, fiyatı 2210euro, kim alır?


23 Kasım 2009 Pazartesi

Hiç Yaşlanmayacak Gibi Yaşamak


1. ''Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy. Doktorunuz
düşünsün onları. Bunun için ücret alıyor sizden.

2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.


3. Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa.

Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır. İblisin adı da, alzheimer'dır.

4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.


5. Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.


6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.


7. Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi, aile, kedi, köpek, kuş, balık,

yadigârlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa. Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.

8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin. Bozuksa düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.


9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış

ülkelerde dolaşın, ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.

10. Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.''


''Ve hiç unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen
anlarla ölçülür''



22 Kasım 2009 Pazar

Murphy Kanunları

& Mekanik Tamirat Kuralı
Elleriniz yağa bulaştığında, burnunuz kaşınmaya başlar ve acil tuvalete gitmeniz gerekmektedir.

&Yer Çekimi Kuralı
Yere düşen her şey en zor ulaşılabilecek noktaya yuvarlanır.


& Yanlış Numara Kuralı

Yanlışlıkla çevirdiğiniz bir telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz ve biri daima cevap verir.


& Mazeret Kuralı
Patronunuza işe geç kalma sebebinin patlak lastik olduğunu söylerseniz ertesi sabah lastiğinizi muhakkak patlak bulursunuz.


& Değişkenlik Kuralı
Eğer trafikte şerit değiştirirseniz, eski şeridiniz şimdi bulunduğunuzdan daha hızlı akar. (Bu hep böyledir)


& Banyo Kuralı
Vucudunuz tamamen ıslandığında telefon çalar.


& Yakın Tesadüf Kuralı
Beraber görülmek istemediğiniz biriyle beraberseniz tanıdığınız biriyle karşılaşma ihtimali tavan yapar.


& Sonuç Kuralı
Birine bir aletin çalışmayacağını ispat etmeye çalıştığınız zaman o alet çalışır.


& Biomekanik Kuralı
Kaşınma katsayısı vucudunuzda ulaşılması zor olan yerlerde en yüksektir. Şekilden şekile girersiniz.


& Tiyatro Kuralı
Ne olursa olsun koridordan en uzak sandalyenin sahipleri en geç gelir.


& Starbucks Kuralı
Bir kahve içmek için oturduğunuzda patronunuz sizden bir görev ister ve bu görev süresi kahve soğuyana kadardır.


& Murphnin Soyunma Odası Kuralı
Eğer soyunma odasında sadece iki kişi varsa, onların soyunma dolapları bitişiktir.

& Yüzey Kuralı

Tereyağlı ve reçelli ekmeğinizin yeni yaptırdığınız veya aldığınız halıya düşme ihtimali, halının pahalılığı ve yeniliği ile doğru orantılıdır.

& Mantıksal Tartışma Kuralı

Neyi konuştuğunuzu bilmiyorsanız her şey olabilir.

& Brown'un Fiziksek Görünüm Kuralı

Papuç ayanıza tam geldiyse, o papuç çirkindir.


& Wilson'ın Pazarlama Stratejisi Kuralı
Gerçekten çok sevdiğiniz bir ürünü bulup aldığınızda, o ürünü üretmekten vazgeçerler.

& Doktorların Kuralı
Eğer kendinizi hasta hissedip doktor randevusu alıp gittiğinizde aniden iyileşirsiniz. Eğer randevu almazsanız hastalık devam eder.


& Olasılık Kuralı
Birisi tarafından seyredilme olasılığı, yaptığınız işin aptallık katsayısıyla doğru orantılıdır.



Çam süsleme geleneği, bilmeniz gerek...


Alıntıdır...


YILSONU YAKLAŞIYOR, TEKRAR HATIRLAMAKTA YARAR VAR...
ÇAM
SÜSLEME
GELENEĞİ
Hıristiyanları n İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski
Türklerin yeniden doğuş bayramıdır.
Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,
yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.
Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim
bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.
Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin
kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.
Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.
İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük
şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.
Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.
Bayramın adı NARDUGAN (nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.
Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.
Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar,
dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan.
Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın
etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.
Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya
gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır,
uğur gelirmiş.
Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları
söyleniyor.
İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "Doğum, güneşin yeniden doğuşu"
Sümerolog
Muazzez İlmiye ÇIĞ







19 Kasım 2009 Perşembe

Hangisi Doğru?


Atasözler, deyimler karşılaştırılmış. Sizce hangisi doğru?

'damlaya damlaya göl olur' / 'taşıma suyla değirmen dönmez'
'iyi insan lafın üstüne gelir' / 'iti an çomağı hazırla'
'bir elin nesi var iki elin sesi var' / 'nerde çokluk orda bokluk'
'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azıcık aşım ağrısız başım'
' kervan yolda düzelir' / ' balık baştan kokar'
'söz gümüşse,sükut altındır' / 'sükut ikrardan gelir'
'harama uçkur çözülmez' / 'güzele bakmak sevaptır'
'iki gönül bir olunca samanlık seyran olur' / 'iki çıplak bir hamama yakışır'
'bülbülün çektiği dili belası' / 'bilmemek ayıp değil sormamak ayıp'
'eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir' / 'ye kürküm ye'
'eğri otur doğru söyle' / 'doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'
'düşenin dostu olmaz' / 'dost kara günde belli olur'
'ava giden avlanır' / 'atın ölümü arpadan olsun'
'erken kalkan yol alır ' / 'acele işe şeytan karışır'
'birlikten kuvvet doğar' / 'körler sağırlar, birbirlerini ağırlar'
'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' / 'lafla peynir gemisi yürümez'
'gün ola harman ola' / 'perşembenin gelişi çarşambadan bellidir"
'ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' / 'hocanın dediğini yap, yaptığını yapma"
'iyilik yap denize at' / 'merhametten maraz doğar"
'zararın neresinden dönülse kardır' / 'gelen gideni aratır"
'yüzü güzel olanın huyu da güzel olur' / 'yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev"
'akıl akıldan üstündür' / 'aklın yolu birdir"
'el elden üstündür' / 'alet işler el övünür"
'acı patlıcanı kırağı çalmaz' / 'yaşın yanında kuru da yanar"
'zorla güzellik olmaz' / 'zora dağlar dayanmaz"
'öfke baldan tatlıdır' / 'öfke ile kalkan zararla oturur"
'işleyen demir ışıldar' / 'insan yedisinde neyse yetmişinde de odur"
'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azı karar çoğu zarar"
'insan kıymetini insan bilir' / 'insanoğlu çiğ süt emmiş"
'anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al' / 'beş parmağın beşi birbirine Benzemez"
'olmaz olmaz deme, olmaz olmaz' / 'iş olacağına varır"
'eski dost düşman olmaz' / 'güvenme dostuna saman doldurur postuna"
'harama el uzatilmaz' / 'üzümü ye bağını sorma"