Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2015 Çarşamba

Azrail......

 Adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya.
Adam arka tarafa biner...
Şoför :
- "Eee hemşerim kimsin nereye gidersin"
Yolcu :
- "Ben Azraillim..canını almaya geldim"
Şöför alaycı bir tavırla ;
- "Sen mi Azrailsin" "Yahu senin gibi Azrail olur mu hiç"
Yolcu sakin bir tavırla ;
- "Sen daha önce Azrail gördün mü de tarif ediyorsun"
Ve ekler yolcu :
 - " İnanmadın bana öylemi? "
Şöför:
- "İnanmadım tabii"
 Yolcu :
- "O zaman 200 metre ileride bir adam daha alacaksın"
Gerçekten de adamın dediği gibi şöför 200 metre ilerde bir yolcu daha alır. Bu defa yolcu ön tarafa oturur. Olaylar bundan sonra daha da enteresanlaşır.
Şöför yanındakine ;
- "Eee sen kimsin nereye gidersin"
Öndeki :
- "Abi beni merkezde bir yerde indirirsen çok sevinirim adım falanca "
Şöför :
- "Yahu, şu arkadaki adam bana Azraillim diyor görüyor musun, hem iyilik ediyoruz hem de dalga geçiyor benimle"
Öndeki arkaya bakar ;
 "Abi arkada kimse yokki"
Şöför hışımla arkaya bakar ve ;
- "Körmüsün be adam arkada oturuyor ya"
Öndeki arkaya bir daha bakar ve :
- "Abi senin kafan mı iyi, yoksa dalga mı geçiyorsun benimle"
Bu sefer arkadaki söze girer ;
- "Gördün mü, öndeki beni ne duyabilir ne de görebilir"
Şöförün bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar....
Arkadaki şöföre ;
- "Hadi, arabayı kenara çek, 2 rekat namaz kıl canını alacağım"
Şöför ağlamaklı, çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner arabadan.
Sonra....
Sonra ne olmuş biliyor musunuz?
.
.
.
.
Adamlar arabayı aldığı gibi kaçmışlar...



6 Kasım 2011 Pazar

Çocuklarla Yarışılmaz :))


Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu.

Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkansız
olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.

Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi,

Sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı, bu
imkansızdı.

Küçük kız niye dedi, "Cennete gittiğim zaman Jonah'a soracağım"

Öğretmen "Ya Jonah cehenneme gittiyse?" diye yanıtladı.

Küçük kız " O zaman sen sorarsın"

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir anaokulu öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları
seyrediyordu. Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolanıyordu.

Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında gittiğinde, ona
ne çizdiğini sordu.
Kız yanıtladı, "Tanrıyı çiziyorum"

Öğretmen duraksadı ve sordu, "Ama hiç kimse Tanrının neye benzediğini bilmiyor"

Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı,



"Birazdan öğrenecekler"

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir gün küçük bir kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları
yıkamasını seyrediyordu. Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu
fark etti.
Annesine baktı ve merakla sordu, "Neden saçında beyazlar var anne?"

Annesi yanıtladı, "Her yanl ış yaptığında, beni kızdırdığında, mutsuz
ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar"

Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve sonra sordu,

"Anne, anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaz oldu?"

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çocuklar hep birlikte fotoğraf çektirmişlerdi, Öğretmen her birini
bir fotoğraf almaya ikna etmeye çalışıyordu.

" Düşünün, büyüdüğünüz zaman bu fotoğrafa bakıp 'Bu Jennifer, o
avukat,'  veya  'bu Michael, o doktor' demek ne kadar güzel olur"

Sınıfın arkasından zayıf bir ses çınlar

"Ve bu öğretmen, o öldü."

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya
girmişlerdi. Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir
not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:

"Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor"

Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir
çukulatalı çörek yığını vardı.

Bir çocuk not yazmıştı,

"İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor" 



 


26 Ekim 2010 Salı

Gülümseyin :))

Bir kompartımanda İngiliz, Fransız, Alman ve oldukça güzel genç bir kadın seyahat ediyorlarmış.. Bir ara genç ve güzel kadının başının üzerindeki sepetten bi rşey damlayınca İngiliz hemen oturduğu yerden fırlayıp parmağıyla tatmış..
"- Hımmm, bu halis viski" demiş.
Fransız tatmış..
"- Hadi canım bal gibi şarap bu" diye itiraz etmiş.
Alman tadınca, gülmüş..
"- Yanılıyorsunuz beyler bu olsa olsa biradır."
Genç kadın gülümseyerek ayağa kalkmış ve sepete hafifçe dokunarak "Fifi bir türlü öğrenemedin çişini tutmayı!."
 



6 Ağustos 2010 Cuma

Ağustos Böceği ile Karınca....


Çin versiyonu   
Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur
patlasın çal oynasın yazı geçirir.
  Ve kış gelir...   Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken,
ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.
     

   
Fransa versiyonu   
Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder,
Vur patlasın çal oynasın yazı geçirir..
Ve kış gelir...
  Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye
hazırlanırken kapı çalar.
  Bakar elinde bavulu ağustos böceği;   - N'aber aptal komşum?, Ben kışı geçirmek için Karaib Adaları'na
Gidiyorum DA, bir isteğin var mı sorayım dedim.
  Hadi bana eyvallah.    

   
Türkiye versiyonu
   

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur
patlasın, çal oynasın yazı geçirir.
  Ve kış gelir...   Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken,
ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek, "Etrafta onca aç ve
üşüyen varken, karıncalar nasıl bir vurdum duymazlıkla sıcacık
yuvalarında yaşayabiliyorlar" diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar.
ATV, KANAL D, STAR, HABERTÜK, SHOW ve bir çok gazete zavallı aç ve
açıktaki ağustos böceği ile karnı tok sırtı Pak karıncanın resimlerini
Yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder.
  Türkiye olayın sokunu yasamaktadır.   Nerededir bu devlet?   YBKD (Yeşil Böcekleri Koruma Derneği)' nden bir temsilci VAKİT, AKİT,
ZAMAN, YENİŞAFAK, SAMANYOLU, 24, ÜLKE TV'ye giderek 30 yıldır
çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır.
 
Dünyanın en tanınmış Nobel adayı, yazarımız Orhan PAMUK ve tanınmış
aydınlarımız olayı Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye'yi kınarlar.
Konu Bakanlar Kurulu'nda tartışmaya açılır ve Başbakan TGRT VE SAMANYOLU TV'ye verdiği özel demecinde "Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde
yaşamaları için gerekenler yapılacaktır" der.
      Diğer yandan Reha MUHTAR karıncayı canlı yayına çıkararak, "Ey
karınca!, kendi reklamını yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin
içler acısı durumundan yararlanmaya utanmıyor musun?" diye bir güzel haşlar.
 
Ertesi akşam TEKE TEK'te ise "Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve
Yiyecekleri nerede akladın, öt çabuk" diye Fatih ALTAYLI' Dan bir güzel dayak yer.
 
TARAF bundan talimat üzerine bir haber yapar. "Bunun tek suçlusu TSK...",
"... Belgeli Böcek Harekâtı / Senaryosu / Sendromu / Fiyaskosu / Cuntası / İhtilali / Planı /..." diye, balon uçurur.
 
En sonunda karıncayı içeri tıkarlar
?       Ve Ağustos Böceği onun evine yerleşir, yiyeceklerine konar,   eşyalarının üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider....



6 Temmuz 2010 Salı

Kuyrukta Beklemek...


Günümüzde insanlar kuyruklara girip beklemeyi beceremiyorlar, bakıyorumda önce sakin sakin kuyrukta bekleyen insanlar bekledikleri kapı açılınca bir saldırıya geçiyorlar ki, ne sıra kalıyor ne çoluk çocuk görüyor gözleri. Mesela otobüs kuyruğundasınız, otobüs gelip kapılarını açar açmaz başlıyorlar itmeye, kardeşim beni itsen de benden sonra bineceksin, itmesen de... Alışkanlık....
Bankaların açılışını beklerken kuyruğa gireriz, sakin sakin bekler herkes, aman o kapı açılmasın, ite kaka seni geçerler, ne o sıra numarasını senden önce alacak, yani kaç dakika farkedecek acaba....
Trafiktesin, kırmızı ışık yandı, durdun yeşili bekliyorsun... Daha sarı yanar yanmaz arkandan bir korna, yahu bekle bi yeşil yansın, yok saniye kaybedecek vakti yok vatandaşın....
Örnekler böyle sürüp gider, hepinizin başından böyle şeyler geçmiştir.


Amaaaa....Kuçu kuçuların tuvalet sırası nasıl:))


23 Mayıs 2010 Pazar

Bugünün Postası :)

Maillerim birikmiş, hava yağmurlu, işim çok, kendimi kopyalatmayı ciddi ciddi düşünmeye başladım :))
Bakın bu arada ne ciciler buldum :))

Havluluk...







Hatırlarsanız ben böyle kibritlik yapmıştım. Onun altına bir halka ekleyip havluluk yapmışlar, ben şimdi bundan yapmazmıyım :))








Örgü Çantası...








Örgü malzemelerine örgü çanta yakışır diyenler için kolaycacık örülecek şirin bir çanta :)









Bir iğnelik fikri daha...





Evdeki yapma çiçeklerden düşmüş, kalmış çiçekleri değerlendirmek için bir fikir. Büyükçe bir çiçeğin ortasına bir parça kumaş ekleyerek değişik bir iğnelik, güzel bir hediye seçeneği de olabilir, ne dersinizi :) Yapılışı da kolay görünüyor linkte...






Cici para çantası...






Para çantalarının kullanımının artmaya başladığı bugünler için alternatif cici bir para çantası. Yapılışı linkte var....








Gülümseyin....

Fadimenin Kedisi

Temel, Fadime'nin kedisinden nefret etmektedir.
Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp,
arabasına koyar. 1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün
yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de
bakar ki, kedi sepetinde oturuyor. Ertesi gün, Fadime'nin evden
çıkmasını bekleyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre
ötedeki bir kasabada
,
bir çöp konteynerinin içine bırakır. Eve döner,
kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş, Temel'e kötü kötü bakıyor...
Ertesi gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre
direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin
diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler çizer. Sonunda yaptığı
işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır.
Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar.
Saatler sonra Temel, Fadime'ye telefon açar;
- Uy Fadime, kedi yaninda mi?
- Evde, niye soriysun da?
- O kurnazı telefona versene, Kayboldum.



15 Mayıs 2010 Cumartesi

Bugün şiddetli fırtına var buralarda :))

Kibrit Kutusu :)









Kibrit kutularını süsledik, içlerine ciciler koyduk, hediye ettik.
Birini de süsleyip böyle birşey yapsak :) Ben boynuma asmam da mesela yatak başucuma asabilirim....






Bir Ressam "Alyssa Monk"










ABD'nin New York kentinde yaşayan ressam Alyssa Monk, gerçeğe çok yakın
resimleriyle ressamlığa değil de 'fotoğrafçı' lığa soyunuyor sanki.
Google görsellerde daha çok resimleri var ....









Çok şeker bir video :))



Buna bayıldım işte, seyretmenizi tavsiye ediyorum, uygulaması size kalmış:))

Komik Diyaloglar :))

PC teknik servis 'gerçek diyaloglar'






Müşteri : merhaba, ben Ayşe. Disketimi yuvasından çıkaramıyorum da...
Teknik destek servisi: Çıkartma düğmesine bastınız, değil mi?
Müşteri : Elbette. Sıkıştı herhalde.
Tek.Des: Tamam hanımefendi, not alıyorum. Bir arkadaş gelir bakar.
Müşteri : Bi dakka! Disketi henüz yuvasına koymamışım, masanın üzerinde duruyor. Afedersiniz.

***
Tek.Des: Nasıl bir bilgisayarınız var Ömer bey?
Müşteri : Beyaz

***

Tek.Des: Ekranınızın solundaki 'Bilgisayarım' ikonunu tıklar mısınız?
Müşteri : Sizin solunuz mu, benim solum mu?

***

Tek.Des: Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Müşteri : Merhaba. Yazıcım çalışmıyor da...
Tek.Des: Anladım. 'Başlat' tuşuna basar mısınız?
Müşteri : Bak dostum! Ben Bill Gates değilim. Bana öyle teknik konuşma!

***
Müşteri : Merhaba. Ben Aysu. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her deneyişimde 'yazıcı bulunamıyor' diye bir ikaz yazısı çıkıyor. Yazıcıyı kaldırdım ekranın önüne koydum, hâlâ 'yazıcı bulunamıyor' diyor.

***
Müşteri : Yazıcımdan renkli çıktı alamıyorum. Bir şeyi eksik mi yapıyorum acaba?
Tek.Des: Yazıcınız renkli mi?
Müşteri : Aaah! Afedersiniz ya...

***
Tek.Des: Şimdi ekranınızın üzerinde ne var hanımefendi?
Müşteri : Eşimin doğum günümde hediye ettiği ayıcık. Niye?

***
Müşteri : Klavyem çalışmıyor.
Tek.Des: Bilgisayara bağlı mı acaba?
Müşteri : Bilgisayarın arkasına ulaşamıyorum.
Tek.Des: Klavyenizi elinize alın ve on adım geri gidin.
Müşteri : Tamam.
Tek.Des: Klavye sizinle geldi mi?
Müşteri : Evet.
Tek.Des: Bu, klavyeniz bilgisayara bağlı değil demek oluyor.
Müşteri : A-a! Masada bir klavye daha var... Hah! Bu çalışıyor.

***

Tek..Des: Şifrenizi söylüyorum: küçük c, büyük a, küçük > n, 7
Müşteri : 7 büyük mü, küçük mü?

***
Müşteri : Nete giremiyorum. (dial-up dönemi)
Tek.Des: Parolanızı doğru girdiniz mi acaba?
Müşteri : Tabi. Arkadaşımın girdiği parolanın aynısı girdim.
Tek.Des: Arkadaşınızın girdiği parola neydi?
Müşteri : Beş yıldız.

***
Tek.Des: Hangi anti-virüs programını kullanıyorsunuz efendim?
Müşteri : Windows
Tek.Des: O anti-virüs programı değil efendim.
Müşteri : Afedersiniz; internet explorer`dı.

***
Müşteri : Çok büyük bir problemim var. Arkadaş bilgisayarıma bir ekran koruyucu koydu. Ama mouse`ı oynatınca kayboluyor ya!

***
Tek.Des: Buyurun efendim?
Müşteri : Eee! İlk defa mail gönderiyorum da...
Tek.Des: Tamaam! Ben size yardım edeyim.
Müşteri : Adresteki 'a'yı yazdım da, çevresine daireyi nasıl
çizeceğim?




Kumaş Organizer







Şu "organizer" kelimesini aslında kullanmak istemiyorum, "düzenleyici" mi desek acaba, her neyse...
Buna benzer plastik düzenleyicim var, ama kumaştan yapmak aklıma gelmemişti. Sitede yapım aşamaları da var.









Bebek Sandaletleri....







Bir sandalet bu kadar mı şirin olur, bakarmısınız şuna, minyatür gibi :))







"Dikiş Dikiyorum"









Aplike, nakış ikilisinden cici bir pano, dikiş odalarına, iş çantalarına uygulansa ne cici olur :))









"Turkish Borek"





Yabancı bir site de bizim Sigara Böreğimizi kısaca anlatmışlar. Sizlerden ricam, siteye üye olup yorum bırakmanız. Bu çok önemli, çünkü biliyorsunuz bize özgü bir çok şeyi yabancılar sahipleniyor, bunu da sahiplenmesinler.... Hatta blogunuzda tarif varsa link verin.


30 Nisan 2010 Cuma

Mutluluk bu işte :))

Veee Haftasonu :))









Oğluşlarım ve gelinim, ve Bıdığım, ve annemmm.... Benden mutlusu var mı :))
Benim çocuğum yok diyemem, oğluşlarım abiminkiler amaaaa, benim elimde büyüdüler, doğurmadım ama onlar benim oğluşlarım, dolayısıyla bu tatlı kız da gelinim.











Ampulden Kuşlar....




Bodrumda birikmiş bir sürü bitmiş ampulum var. Bu kuşlar hoşuma gitti, ağaçlarda güzel durur, ama yağmurdan etkilenmeyecek malzeme ile yapmalıyım...






Gülmek Serbest :))

Yaşanmış bir olay....


Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu.
Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı...
Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi.
Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi.
Ses devam etti: "Nasılsın?"
İlk defa başına böyle bir şey geliyordu...
Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?"
Ses sordu: "Ne yapıyorsun?"
Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı: "Ben" dedi "İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?"
Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"Hayatım, telefonu kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım..."


Kumaş Mendillerden...









Hani o eski kumaş mendilleri özlemle anmıştık ya... İşte o mendillerden yapılmış kelebeklerden oluşmuş bir kırkyama çalışması.









Revani...







Bu tatlıyı çok severim, yapılışı da kolay gelir bana. Mutfak Sırları'ndan geliyor bu tarif.

Ben tarifleri böyle resimler halinde düzenleyerek arşivliyorum.








Özel Hastaneler hakkında bilgi...

ÖZEL HASTANELER TARAFINDAN ALINAN EK ÜCRETLER HAKKINDA BİLGİ Rıza Zelyut

Bir okurum arayarak dedi ki: 'Eşim meme kanseri tedavisi görüyor. İstanbul'daki .... isimli hastaneye kontrole götürdük.. Çünkü; onkoloğu orada çalışıyor. Burada muayene oldu ,kan tahlilleri burada yapıldı, filmler çekildi. Bu hastane bizden üçte bir oranında dediği 760 YTL aldı. Halbuki haberlerde kanser tedavisinin artık özel hastanelerde de bedava olduğu duyurulmuştu. Bu durumda bize yardımcı olur musunuz?'
Bu şikayeti Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'a ilettim. Sayın Bakan hem şaşırdı, hem de üzüldü. Dedi ki: 'Rıza Bey; 1 Ekim 2008 den itibaren hiçbir özel hastane, artık kanser tedavisi gören hastalardan para alamaz. Bu konuyu Başbakanımız özellikle takip ediyor ve çok hassas. Sözünü ettiğiniz hasta, faturaları bize yollasın. Ben hemen o hastane hakkında soruşturma açtıracağım ve alınan paraları da geri verdireceğim.'
Gerçekten de 2 gün içinde o ünlü hastane hastadan aldığı parayı iade etmek zorunda kaldı. Bu hastalıkların muayenesi de bedavadır. Yani; hastalar, doktor ücreti de ödemeyecektir. Yukarıda dile getirdiğim şikayette; onkolog tarafından yapılan muayene; hastane tarafından 'diyabet muayenesi' gibi gösterilerek 350 YTL alınmıştı. Hastane; bu parayı da geri vermek zorunda kaldı. Sanıyorum ki artık İl Sağlık Müdürlükleri hastaneleri daha ciddi biçimde kontrol edeceklerdir. Çünkü özel hastaneler; Bakanlığın aldığı son bedava tedavi kararının kendilerine gelmediğini ileri sürerek hastaları soymaya devam ediyorlar.
HANGİ HASTALIKLAR BEDAVA TEDAVİ EDİLİYOR
Sadece kanser hastaları değil; vatanda şın altından kalkamayacağı kadar masraflı olan diğer tedaviler de artüık ücretsiz. Ücretsiz tedavi konusunda Sağlık Bakanlığı'ndan bize verilen bilgi şöyle:
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa istinaden çıkarılan ve 1 /Ekim/ 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren en önemli hükümlerden birisi de genel sağlık sigortalısı hastalardan acil ve ciddi durumlar için sosyal güvenlik kurumu ile sözleşmeli özel sağlık hizmet sunucuları tarafından ilave ücret talep edilmemesidir. Bu durum acil haller için sosyal güvelik kurumuyla sözleşme yapmamış özel sağlık kuruluşları için de geçerlidir. Zaten kamu hastanelerince eskiden olduğu gibi herhangi bir ilave ücret alınmamaktadır. 1/Ekim/2008 tarihinden önce özel sağlık hizmet sunucuları diledikleri kadar ilave ücret alabilmekteydiler. Aşağıda yer alan liste ilave ücret alınamayacak ciddi sağlık tehditlerinin bulunduğu duru mlardır.
1) Acil servislerde sunulan sağlık hizmetleri ile acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,
2) Yoğun bakım hizmetleri,
3) Yanık tedavisi hizmetleri,
4) Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),
5) Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,
6) Organ, doku ve hücre nakilleri,
7) Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,
8) Diyaliz tedavileri,
9) Kardiyovasküler cerrahi işlemleri


NE YAPACAKSINIZ?
Eğer sizden bu hastalıkların teşhisi ve tedavisi için pa ra alınmış ise makbuzunuzla birlikte şikayetinizi bir dilekçe ile Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü'ne yapacaksınız.
Sağlık Bakanlığı diyor ki: Tebliğdeki hükme rağmen ilave ücret alınması durumunda Sosyal Güvenklik Kurumu'nca özel sağlık kuruluşuna sözleşme iptali ve para cezaları uygulanacaktır. Sözleşmeye aykırı durumun tespiti açısından, vatandaşımız kendi adına sosyal güvenlik kurumunca özel sağlık kuruşuşlarına ödenen bedellerin dışında her ne ad altında olursa olsun kendi cebinden bir ödeme yapması durumunda, bu ödeme için faturasını detayları ile talep etmelidir. Ayrıca sözleşmeye aykırı durumların tespiti açısından SGK gerekli denetimler kuşkusuz sürekli yapılacaktır.'

Bay ve Bayan Varil...








Bu kadar şirin bir çift varil görmüşmüydünüz....