2 Temmuz 2010 Cuma

Bu mutfak takımını çoook sevdim....

Hava gene hüzünlü....
Şimdi oturabildim pc başına, maillerimi dolaşıyorum ve oradan bazı bağlantıları, içimi açacak birşeyler bulurum diye....


Bakarmısınız, şu takımın şirinliğine bakarmısınız, yoksa bana mı şirin geldi... Olsun, benim zevkimde olanlar beğenirler sanırım:))

Böyle işleri görünce çok hoşuma gidiyor. Eskiden yapardım da...  Mesela yumurta şapkaları yapmışım çeşit çeşit, ancak misafir geldiğinde çıkartıyorum. Alternatif takımlar olmasını seviyorum, onları değiştirdikçe sanki evin tamamı değişmiş gibi geliyor bana.
Evet, bu takımı çok sevdim. Değişik renklerle böyle bir takım yapmak üzere ipliklerini alıp kışlık listemin en başına yazacağım....


1 Temmuz 2010 Perşembe

Yeni yeni fikirler.....

Eh bugün yağış yok....
Yağış olmayacağını hava raporundan öğrenince dünden çamaşırlar yıkanmaya başladı tabiii.
Bugün kuruyanlar yavaş yavaş ütüleniyor.

Arada bir dinlenmek için pc başına çöküveriyorum, zaten hazırolda duruyor hep.

İşlenen bir parça kanaviçeye kumaştan çerçeve yapıp yastık haline getirmenin aşamaları....

Kanaviçe işlemeyi sevenler; yastık ve örtü hatta bir tablo, takım olunca çok hoş bir köşe oluşturuyor, bazı dekorasyon sitelerinde görmüştüm.








Bu arada evin ön tarafında ufak bir tadilat işi var, suların birikmeyip akması için bir drenaj yapılıyor, az önce ustalar gelip izolasyonunu sürdüler, biraz onlarla ilgilendim.
Yemek işini hallettik, ütüye devam.

Gene bir mola, gene pc başındayım.

Yükleyeceğiniz bir resmi kırkyama parçaları veya çarpı işi haline getirebilen bir program var "pattern maker". Burada kırkyama için olanını, online olarak hemen bir resim yükleyip sonucu alabiliyorsunuz.
Mesela, benim denediğim...
















 Çay molası verdim...
Ütülerim bugünlük bitti, yerlerine yerleşti, biraz oturayım dedim....


Kumaştan sepetler yapıyorsunuz ya, hani ben de yapacağım günün birinde :)) , işte onların dışında ve içinde cepleri olanlarını buldum, daha da kullanışlı gibi, ne dersiniz....







Saat beş olmuş.
Şimdi çıkıp kuruyan çamaşırları toplayayım, sonra akşam yemeğini hazırlarım.
Yemekten sonra herzamanki gibi elişlerimizi alıp otururuz tv karşısına. Gerçi artık seyredecek birşey kalmadı ya....
Olsun daha erken yatıyorum ve kitap okuyorum. Hamakta okumaya hala pek fırsat yok, ben de yatakta okuyorum:))
Bugünlük bu kadar...


29 Haziran 2010 Salı

Gene takıldım yaaa....

Ne oldu bana bilmiyorum, takıldım.....
Hergün blogumla ilgilenirdim, internette dolanır yeni fikirler çıkarırdım, yok takıldım...

Havalardanmıdır nedir, bir uyuşukluk var üzerimde... Sabah güneşli bir güne kalkıyorum, öğlenden hemen sonra bir gümbürtü derken bir sağanak, geceye doğru bir serinlik.... Vücudum isyanlarda, ruhum uyuşmakta sanırım:))





Aslında yazın hiç işim bitmiyor desem yeridir.
Pazartesi günü aylık alışverişe gittim. Malum şehire inince sersemliyorum. Alışveriş merkezi pek bir bereketliydi:)) Ucuzluk reyonlarına bayılıyorum. Onları dolaşırken bir kasa dolusu ince elyaf yorganlar getirdiler, tek kişilik ama büyük, fiyatı 3 liraya indirmişler, kaptım iki tane. Derken iki koli geldi, birinde 2 liraya uzun kollu, boğazlı, alttan çıt çıtlı bodyler, kaptım bir tane. Derken bir kasa yastık kılıfları 1 liraya, kaptım 3 tane... Yok daha durmayayım buralarda, kapa kapa bir hal olacağım. Zaten gök gürlemeye başladı gene. Çıktım yola, sağanak başladı. İzmit sahil yolu, Allahım biranda göl oldu otoban, görmüyor da insan, biranda suyun içine girince araba neredeyse hakimiyetinden çıkıyor, yavaşladım iyice, ne zaman ki bizim tarafa döndüm, dağlarımı gördüm, içim rahatladı. Yukarı çıktığımda sağanak dinmişti neyse ki:)

Bugün gene aynı, sabah güneş, öğleden sonra sağanak. Yeni aldıklarımı hemen biryerlerde kullanmak en büyük zevkim olduğundan bugünü evin ve küçük misafir evimin dekorasyonunu değiştirmekle geçirdim.

Yarın ise evde yokum, abimlere gideceğim...

Bugünlük bu yazımla idare edin. Yarından sonra fırsat bulmaya çalışıp yeni fikirler paylaşmaya gayret edeceğim.


27 Haziran 2010 Pazar

Bugün Aydınlandııım....

Sabah güneşle uyandım... İçim açıldı.

Öğleden sonra çok tatlı bir aile ziyaretime geldi:) Geleceklerini dünden bildirmişlerdi, ama harika bir sürpriz oldu ve beni çok ama çok sevindirdiler. Tatlı dilli Sibel, sempatik eşi Murat ve şipşirin oğulları Yiğit.
"Sibelin Hobi Dünyası"blog yazarı Sibel :))Benim sevgili sanal dostlarım yavaş yavaş gerçek dostlara dönüşüyor...
İyi bir fotoğrafçı olan Murat olunca ben fotoğraf çekmedim, o nedenle fotoğraflar için Sibel'i bekliyorum. Güzel sohbetlerle dolu bir öğleden sonrası geçirdik, üzülerek onları İstanbul'a doğru yolcu ettim tekrar görüşmek üzere :((

Akşam haberlerinde de neyse ki üzücü bir şey yoktu.
Bugün aydınlandım ....

Ödül olarak kendime iki cici proje buldum, size de göstereyim:))










Dağ başında balık tutma imkanım pek yok:) Ama mutfağımın bir köşesinde böyle bir süs isterim doğrusu. Bunu da aldım listeye:))













Boş bir yer bulursam, bir de böyle bir süs yapabilsem:) Çoook şeker....


26 Haziran 2010 Cumartesi

Kararmış Durumdayım.....


Keyfim yok bugünlerde, havanın da keyfi yok benimle birlikte, ikimizde kararmış oturuyoruz.

Başka dünyalara dalmak için alışveriş merkezinde bulduğum promosyon cep kitaplarını topladım aldım. Bugünlerde bu dünyadan birkaç saatliğine de olsa ayrılma ihtiyacındayım.

Elişi yapmaya bile hevesim kalmadı, yaratıcılığımı kaybettim sanki. Akşamları tv karşısında elime aldığım goblen pano işlediğim her bir çarpı ile biraz daha ortaya çıkıyor, sadece o işte....





Maillerime bakarken bir tek bu fikri paylaşmaya değer buldum, nedense ........

Fotoğrafların konduğu çerçeveye harflerle özel bir paspartü yaparak özelleştirmişler, hoş bir fikir:)


25 Haziran 2010 Cuma

Canım Sıkılıyor


Canım Sıkılıyor
pencerenin önünde dışarıyı izliyorum,
az kaldı günün ışımasına,
havada geceden kalma bir serinlik var.
camları pusluyor nefesim.
pusun ardından dolunayı görüyorum.
puslar ay ışığında rengarenk.
canım sıkılıyor yine,galiba seni özlüyorum.
bir damla vuruyor camıma.
sonra bir tane daha ve bir tane daha.
bir hışırtı kaplıyor sessizliği.
canım sıkılıyor,yağmur sıkılmıyor.
canım sıkılıyor,yağmurlar dinmiyor.
aynı yere binlerce damla düşürüyor yağmur sıkılmadan.
canım sıkılıyor,galiba seni özlüyorum.

13.10.1998 Koray Aşkın






23 Haziran 2010 Çarşamba

Mail kutuma düşenlerden.....

Mail kutuma düşenlerden.....

BAYRAKLARINI SALLAYIP, MİTİNGLER DÜZENLEDİĞİMİZ ARAP'LAR

1915-1916 yillari arasinda gerceklesen Canakkale Savaslari'nda on
binlerce mehmetcigimizi sehit, gazi, sakat, topal, kör birakan,
1916'dan sonra da buna devam eden ingilizlerle is birligi yapan
Araplarin ayaklanmasi 1916-1918 yillari arasinda olmustur.

Nefes alamadan arka arkaya savasmak zorunda kalmis, sefil ve harap
dusmus Osmanli Imparatorlugu, merkezi guclere karsi hem I. Dunya
Savasi'ni (1914-1918) savasiyordu hem de yuzyillar boyunca bagrina
bastigi ve kendisini beklenmedigi bir sekilde arkadan vuran Araplar
ile. O dönemde Arap'lar tarafından İngilizlere teslim edilen her Türk
askerinin kellesinin değeri bir altındı.

Bugun Filistinlilerin bayragimiz diye salladigi bayragi, Arap
ayaklanmasi oncesi Ingiliz siyaset adami Sir Mark Sykes
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Mark_Sykes) cizmistir. Ondan sonraki
Arap ulkeleri de bu bayraktan esinlenerek kendi bayraklarini
cizmistir. Bagimsiz olduktan sonra Filistin'in bayragindan esinlenerek
kendi bayraklarini cizen diger arap ulkeleri: Ürdün, Irak, Kuveyt,
Sudan, Suriye ve Sahravi Demokratik Arap Cumhuriyeti'dir.

Sir Mark Sykes'in Araplarin ellerine bayrak vermesinin sebebi,
Araplarin arap damarlarini kapartmak icindi. Bu bayrak sadece ve
sadece araplarin Osmanli'ya karsi savasmasi amaci ile cizilmisti. Bu
bayragin ortaya cikis ve var olus sebebi bu idi. Simdi bu bayragi
ellerinde sallayan sozde Turkler, atalarinin kemiklerini sizlatip
kendi tarihlerini bilmediklerini en aci, en utanc bir sekilde ortaya
koyuyorlar.

Resim: Bir Arap çölünde, 1916-1918 Arap ayaklanmasinda ki Arap ordusu
ve ellerinde Filistin bayragi.

Resim, Suriyelilere ait Suriye Tarihi adli bir internet sitesinden
alinmistir . Araplarin ihanetleri gizli sakli falan degil. Araplar,
ihanetlerini gayet rahat bir sekilde, utanmadan internet sayfalarinda,
tarih kitaplarinda ve sitelerinde kisaca her yerde "nasil bagimsiz
olduk", "tarihimiz" vb basliklar altinda anlatiyor.

...............................

Ve.... Çoğumuz için :)


Hayat ne garip bugünlerde ; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..
Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..!
Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..
Diplomamız bol ama sağduyumuz az..!
Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..
İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..!
Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz..!
Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..
Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..!
Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..
Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..!
Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz !..
Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik..!
Hayata yıllar ekledik, yillara hayat katamadık !..
Ay' a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz..!
Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz !..
Havayı temizledik ama ruhları kirlettik..!
Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık !..
Çok yazıyor ama az gelişiyoruz..!
Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz !..
Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla..!
Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı !..
Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi..!
Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı !..
Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz..!
Dünya barışı der, silahlanırız !..
Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız..!
Yani bugünlerde ;
Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı !..
Güzel evlerin yuva olamadığı..!
Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin ;
Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin !..
Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin..!
Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu ;
Günlerde yaşıyoruz !...