6 Aralık 2014 Cumartesi

"Mutluluk Böyle Bir Şey..."

Ne güzel bir kitap adı değil mi....
Dün bitirdiğim kitap... Jennifer E.Smith yazmış...
Aslında tam 13-14 yaş sonrası genç kızların okuyabileceği bir kitap.
Çok sevimli, tertemiz duygular, ilk hisler... ve gizemli bir macera...
Hani "Aşk Tesadüfleri Sever" diye bir söz vardır, filmlere, kitaplara başlık olmuş... İşte bu söz tam bu kitaba göre :)



Salı günü uğradığım Migrosta anneme bulmacalı gazeteleri seçerken gözüm Harlequin kitaplarına ilişti, severim o aşk kitapçıklarını ama uzun zamandır almıyordum, bir de ne göreyim ... Debbie Macomber'den iki hikaye birarada, hem de bir tanecik kalmış, kesin beni bekliyordu, kaptım hemen :)) Şimdi onu okumaya başladım :)



        
  


4 Aralık 2014 Perşembe

Sıra Bebelerde :)

Büyüklere bol bol battaniye ördük anam da ben de, gene öreriz belli olmaz ya :))
Şimdi bebelere birkaç battaniye daha öreyim dedim...
Bu defa şişle örüyorum, hani şiş geçire geçire, haraşo, ortadan 3 alarak kare kare örülür ya, işte ondan....
"Yeni battaniyeden ipucu versen ucundan acık" diyenlere gelsin bu resim :))))

Sıcacık soba... Sıcaktan mest bir Bıdık.... Kucağında örgüsü Banu :)





3 Aralık 2014 Çarşamba

Bir Kitabın Daha Ardından...


Zorlandığım kitaplardan biri daha...
Fatma Erdek'ten ilk okuduğum kitap, Erken Rüya Zamanlar...
Gidişatını ve sonunu merak ettiğim için bırakamadım elimden, gerçek aşkı, aşka karşı gelen gurur, pişmanlıklar, kavuşmalar, ayrılıklarla örülmüş bir konu ....
Zorlandığım taraf tamamen benimle ilgili... Süslü, detaylı edebiyat; ben böylesinde zorlanıyorum :(
Hani "Nefesin güzel kokuyor" yerine... "İlkbaharın ılık güneşine karşı kollarını açmış narin yapraklı şeftali çiçeğinin etrafını kıskandırırcasına yaydığı, insanın taa içine işleyen kokusu gibi nefesin" derler ya... Ay yazarken daral geldi, ama laf aramızda becerdim değil mi süslü edebiyatı da :))
Sabırsız olduğumdan herhalde, kısa ve yalın anlatımla sonuca gitmek :)
Bana rağmen... Aşkın deriiin bir anlatımı var bu romanda, vazgeçilemeyen aşklar kaldı mıııı :)




1 Aralık 2014 Pazartesi

Niyet... Kısmet... Meselesi :))

Anacım dedi ki... " Ayaklarımı koyabileceğim, tabureden daha alçak birşey uyduruver bana" ...
Uydur dersin de uydurmaz mıyım anacım, derhal :))

Aldım elime plastik bir kasa,
Bir de eski baş yastığı buldum, üzerine oturtup köşelerine diktiğim kurdelelerle kasanın dış kenarlarındaki deliklerden geçirip bir güzel bağladım...
Eski bir pilili eteğim işe yaradı, onunla da bir kılıf diktim üzerine, "işte uydurdum anneeeee"... :))
"Oooohhh... Bak pek rahat oldu, eline sağlık..." dedi annem :)
Amaaaa... Böyle düşünen birisi daha varmış...
İlk fırsatta niyetini koydu ortaya...
Buyrun...
Kime niyeeet.... Kime kısmet .... :)))
Şimdilerde yarı yarıya paylaşıyorlar, başka çıkarı yok :))




29 Kasım 2014 Cumartesi

Sevgi Çemberi ....

Hani hep derim ya, sevmeyi de sevilmeyi de severim diye... :)
Kalp figürünü sevişim ondandır herhalde...
Kemoterapiden iki gün önce başlamıştım bu projeye, "Sevgi Çemberi"ne...
Sevgiye ihtiyaç duyacağımı bildiğimdendi belki de...

Kırmızı-Beyaz... Sevginin renkleri...

Çizildi kumaşa çemberi oluşturacaklar, makinanın gidişine bırakıldı...
Minik insancıklar çıkmaya başladı ortaya yavaş yavaş, kırmızılı beyazlı...
Sonra elele tutuştu dört küçük, ama kalpleri kocaman sevgi dolu insancık,
ellerinde bembeyaz bir kalbi tutarak...
Döndüler durdular içi bir dışı bir şeffaf bir dünyanın etrafında, mutlulukla...
Yüreklerinde sevgi, ellerinde sevgi... Sonsuza dek...
Ve... Benden de hepinize kucaaaaak dolusu sevgiler .... :)




28 Kasım 2014 Cuma

Aslında Battaniyemi Bitirmiştim de.... Fırsat Olmadı Ya Göstermeye :))

Öncelikle bana en büyük destek olan güzel sözlerle, dualarla dolu sesli sessiz tüm mesajlarınıza çoooook teşekkürler... İyi ki varsınız canlar :)

İlk kemo badiresini bir haftada atlattıktan sonra tembellik yeter değil mi :))
Önceki hafta bitirdiğim ama paylaşmaya fırsat bulamadığım battaniyemi göstereyim önce size...

Hatta hikayesine baştan başlayalım :))

Önce Adana'dan gelen kalııın kalııın renkli yünler alınıp tezgaha zevkle yerleştirildi, karelerin planı yapılıp sayıları ayarlandı...
Başladık solak solak örmeye :))
Herbir renk kareleri bittiğinde daha önce anlattığım gibi strafor ve şişler yardımıyla kalıba alındı...
Nihayet tüm kareler bitip, sıra birleştirmeye geldiğinde birkaç teknik denedikten sonra, böyle kalın yüne ancak çapraz birleştirme uydurabildim...
Bir o yandan bir bu yandan...
Önce hepsini sırayla enine, sonra boyuna birleştirdim...
Etrafına da bir sıra geçtikten sonra şöööyle bir astım kendini koyversin diye :))
Sonra kendine uygun yastıkla da bir poz verdi pencere önünde...
Ve şimdilik battaniyeler sandığına kalktııııı :))
Böylece bir battaniyenin daha sonuna geldik... Aklımda yeni bir battaniye var desem.... Ciddiyim :)))
Şimdi yarım kalan bir projem var şu kemo yüzünden, onu tamamlamaya çalışayım oldu mu :)




21 Kasım 2014 Cuma

Geri Gelmesini İstediğim Gelmez... İstemediğim Gelir :)))

Siz önceki günkü sayfamda Bıdığın keyif köşesini izlerken ben Acıbadem-Kocaeli hastanesinde
Pet CT çekimindeydim, hani diyordum ya son kontrollerimde şüpheli bir kalınlaşma var diye, işte onun kontrolü...

Dün sonuçlarımı değerlendirdi onkoloğum Süleyman Temiz, (zaten ben de dün sonuçları aldığımda okumuştum) ciğerimin köşesinden ayırdıkları tümörüm gene gelmiş :)) Ayrılamamış benden yani :))

Doktorum öyle şeker, öyle tatlı tatlı anlatıyor, güven ve moral veriyor ki...
"Kemoterapiye başlayacağız, küçültüp ışınlayıp yok edeceğiz, başka yerde yok neyseki, hiiiç endişe etme" dedi ve önceki gün öğleden sonra sonuçları alıp kendi kendime değerlendirip neredeyse sabaha kadar zırlayan benim bütün neşem geri geldi :))
Yaaa... Ölümden korkmak değil benimkisi, ben bu hayatı, doğayı herşeyiyle seviyorum, zorluklarıyla, acılarıyla, tatlılarıyla... herşeyiyle, gitmeye niyetim yok yani :))

Neyse...

Hemen başladı kemoterapi, rahatıma bakar mısınız :))
3,5 saatlik bir kürmüş, tepemde bir sürü torba, bittikçe diğerine geçiyorlar :)
Odada üç kişi kemo alıyor, ilaç bitince alet sinyal veriyor ya, o kişiden bir "ollleeey" sesi geliyor, asıl o sese hemşire koşa koşa geliyor değiştiryor torbayı, eh ben de geri kalır mıyım, ben de çektim "oleeey"leri, hele son damar yıkama serumundan sonra "ohhh"la karışık oldu :)))
Bu arada rahat rahat kitabımı okudum, nefis bir öğlen yemeği geldi, amaaa... habire de çiş geliyoooo :))))
Alıyorsun şu örümcek ayağı, dooğru tuvalete, üç kere gittiiim :)))
21 gün sonra gene bekleriz dediler, davete icabet gerek tabii :))

Haaa... Ben iyiyim... Gerçekten iyiyim, moralim de iyi, hatta üretime devam :))
Öptüm hepiciğiniziiiii....