Hani kaygan bir zeminde ya da buzda koşup gelip kendini bırakıp kayarsın ya, diğer martılarda uzaktan görüp, kanatlarını aceleyle çırpıp geliyorlar ve dönenlere katılıyorlar.
Haliyle eli işte,
gözü dışarıda olan ben işimi bırakıp onlara dalıyorum:)
Bu benim kucak tezgahım :))
Yanımdaki sehpada ipliklerim :)
Özgürlük demişken...
Ne güzel şeydir özgürlük; anlamı kişilere göre değişse de mutluluk verir.
Benim için özgürlük, içimden geldiği gibi dilediğimce yaşamak.
Tek başına kalınca, kendinden başkasına sorumluluk ya da zorunluluk olmayınca al sana özgürlük :)
El işlerinde bile daha bir özgür hissediyorum şimdilerde, zaten herşeyi yapamıyorum, kafama göre değilde vücudumun gücüne göre takılıyorum :)
Bu kanaviçe işi beni oldukça sardı. Ona dalınca 5 yukarı, 2 sağa, 3 çapraz..... derken
zaman geçiyor
akşam oluyor
tezgah kapanıyor.
Bir üçlü daha çerçeveleniyor. İsteneceği başka bir eve gitmeye hazır...
Akşamları tv de takip ettiğim tek program kendimi test ettiğim tv2 deki "Kelime Oyunu"...
Sonrasında yakalayabilirsem TLC deki "Ağır Yaşamlar" . O insanların çaresizlikleri, kurtulmak için verdikleri mücadele, kendileriyle savaşları, irade gücü... İnsana ders veriyor bir yerde.
Sonra yatma zamanı geliyor. Bir günü daha kotardım diye sevinirken, yattıktan sonra başlayan ağrı artışları, uyku bölünmeleri ve acil-zorunlu banyo ziyaretleri aklıma geliyor. Yani geceleri sevmiyorum ama uykum geliyor :)
Bugünlük te bu kadar....















































