14 Temmuz 2010 Çarşamba

Kuş Evim....



Bahçenin bir köşesinde asılı buldum bu garibanı... 

Üzerinde yılların verdiği eskime, bozulma, kir... 

Kıyamadım, aldım bir güzel yıkadım, gevşeyen çivilerini sağlamlaştırdım, 





 





elimden geldiğince ve tabi çabuk bitecek şekilde bir güzel boyadım, biraz çiçekler desenledim titreyen parmaklarımın tuttuğu fırçayla, titriyor çünkü çoktandır elime fırça alıp ince iş yapmamıştım, elim durmuş, alışmış koca fırçalarla eve boya vernik yapmaya ne yapsınlar:))
 


Son olarak, pazardan nasıl olsa bir yerde kullanırım diye  birer liraya aldığım iki kuşcuğu yapıştırdım, bittiiiii:))
Nasıl olmuş......
                                                     .                              
                                                                                 
...........................................................................

Akşamları boş durmuyorum.... Goblen panonun takımına başladım ya, işte benim tv karşısı akşam köşem:))




13 Temmuz 2010 Salı

Eski bir pencereniz var mı....

Günümüzde genelde pvc pencereler daha kullanışlı olduğu gerekçesiyle, ahşap pencereler hurdalıktaki yerlerini çoktan aldılar...

Eğer elinizin altında çıkma bir pencere kanadı varsa bir sehpa haline getirip tekrar kullanıma almak nasıl fikir....
Benim hoşuma gitti, ama yukarıdan çıkan pencereler bodruma takıldı, ama bulursam yapmak isterim:)





12 Temmuz 2010 Pazartesi

Goblen, etamin panolar var haaaanııııım :))

Yaz başından beri elişi ancak akşamları tv karşısında yapabiliyorum, bu aralar goblen tablo işliyorum diyordum ya.....

İşte bir tanesini bitirdim.... Hemen arkasından buna takım olacak yeni bir taneye başladım:))


Daha önceleri işlediklerimi de göstereyim mi :)) Bazıları hala çerçeve bekliyor, olacaklar birgün:))







11 Temmuz 2010 Pazar

Çantalar, çantalar....

İnsanın kendi elinden çıkmış çantaları kullanması bir başka duygu bence... Hele bir de birisi "aaaa... ne güzel" dediğinde, "gerçekten beğendin mi, ben yaptım..." demek var ya, hoş oluyor değil mi...
Böyle çantaları yaparken, birkaç tane yapmak gerek, bir kenarda hediyelik olarak dursun. 
Beğenenlere, "al bir tane de benden sana hatıra olsun" demek var...
Küçük, kullanışlı ve dikimi kolay bir çanta örneği paylaşayım bugün....


Birçok amaçla kullanılabilir, büyüklüğünü ayarlamak elinizde. Yapılışı ise güzel bir şema ile verilmiş sitede, yapmak isterseniz şimdiden bir kenara kaydedin:)


10 Temmuz 2010 Cumartesi

Kapı askısı....

 Önce bir Virüs uyarısı yapayım...
Bir süre önce "Sevimli Mutfak" adlı blogu ziyaret ettiğimde virüs uyarısı aldım... Aynı uyarıyı bu blogu takip edenlerden de alıyorum.Bu nedenle kimlerin bu blogu takip ettiğini bilemediğimden bloglara şimdilik girmiyorum. Acaba biri bu blogu uyarabilirmi?


...........................................


Bu kapı süsü biryerlerde paylaşılmıştı...Görünüşü bana çok şirin geliyor, o nedenle bir kez de ben paylaşayım istedim. 
 

53 yaşındayım ama ben böyle süslere bayılıyorum, içimdeki çocuktan olsa gerek:)
Sıra gelirse bundan yapacağım.... Şemasını da vereyim, yapmak isteyen olur belki....




Dolap Kulplarına Süs :))

Bir zamanlar bir İtalyan mecmuası vardı takip ettiğim "Rakam", şimdilerde pek rastlamıyorum.
O mecmuada harika elişleri vardı her çeşidinden. Kapı kulplarına varıncaya kadar süsler olurdu, benim de çok hoşuma giderdi ama annem o zamanlar bile "yok artııık" derdi :) 
O nedenle ben hep elişi fikirlerinin İtalyanlardan geleceğini düşünerek, internete başladığımda İtalyanca aradım, ama gördüm ki Brezilya ve Rusya önde gidiyor, bir de Türkiye tabiii ki...



Hani kapı kulbu demiştim ya, işte Brezilya'dan bir örnek. 

Bu buzdolabına benziyor, ama benim dolapların ki hep dikine. (dolaplarım diyorum, dağda yaşayınca mecburen iki dondurucu, bir buzdolabı var, gülmeyin) . 

Ama olsun, bunlar çok hoşuma gitti, elbet takacak bir yer bulurum mutfakta. 
 



Olmadı, seneye mutfak dolaplarında yenileme rüzgarları estirmeyi düşünüyorum kendi ellerimle, dolap kulplarını değiştiririm olur biter:)) Sırf bunlardan takmak için, delimiyim neyim, gerçi annem artık öyle olduğuma hükmetti gibi geliyor ama....




Ek olarak aklınızda olsun diye bir bilgi, gerçi doğruluğunu kesin olarak bilmiyorum. Ama şöyle,

     Eğer bir gün ATM makinelerinden bir soyguncu tarafından para çekmeye zorlanırsanız;
PIN kodunuzu ters girmeniz halinde
(Örn. 1234 yerine 4321.. gibi) Makine parayı veriyor ancak bu arada polis de çağırıyor.

    



9 Temmuz 2010 Cuma

Bir Hikaye

       Leonardo da Vinci;
       'Son Aksam Yemeği'
       isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı...
 

       İyi'yi İsa'nın bedeninde,
       Kötü'yü de İsa'nın
       arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren
       Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...

       Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak
       kullanabileceğ i birilerini aramaya başladı.

       Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında,
       korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.

       Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,
       sayısız taslak ve eskiz çizdi.
       Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı,

       ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için
       kullanacağı modeli bulamamıştı....

       Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali,
       resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

       Günlerce aradıktan sonra Leonardo;
       vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu.
       Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden
       geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.

       Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye
       taşımalarını söyledi.
       Cünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
       Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.

       Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.
       Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı,
       bencilliği resme geçiriyordu.. .
       Leonardo işini bitirdiğinde,
       o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan
       berduş;
       gözlerini açtı ve
       bu harika duvar resmini gördü.

       Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle
       şöyle dedi:

       'Ben bu resmi daha önce gördüm...'

       'Ne zaman?'
       diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı..

       'Üç yıl önce' dedi adam..
       'Eli mde avucumda olanı kaybetmeden önce...

       O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum.
       Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa'nın yüzü için
       modellik yapmak üzere davet etmişti...'


       İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
       Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...
       Paulo Coelho